Kategori: Duygu Gençağ

Siyah beyaz bir masal

Duygu Gençağ, duygugencag13@gmail.com

Photo28_28
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Saatin dokuz çeyrek olduğunu görünce alelacele kapıya koşardım. İnce tabanlı ayakkabılarımı giyerken ıslak saçlarımı gıdıklamasın diye geriye atardım. Kitaplığından çaldığım birkaç kitap çantamda ağırlık yapar, önüme doğru sallanırdı. O zaman askısından tutar çantayı sallardım, sanki silkeleyince ağırlık yapmayacakmış gibi. Her seferinde askılar kopardı. Asansörü beklemeden beş katı inerdim, incecik tabanlı ayakkabının mermerde çıkardığı o laubali sesle… Terastan bakar, bana seslenirdi. Ben ıslak saçlarım bir yana, her an kopacak çantam, o şaşkın halimle karanlıkta görebilecekmişim gibi bakardım ona. Nereye gülümsediğimi bilmeden gülümserdim. Kendimi Maşuklar Yokuşu’ndan atarken halime gülenler olurdu. Benim bu koşuşturmama alışkın olan esnaflar, en çok da mahallemizin asi çocukları -hani beraber kupon doldurduğu. “Yenge yine vapura yetişmeye çalışıyor,” diye kendi aralarında son vapurun neden ona çeyrek kala olduğunu konuşur, bunu ayıplarlardı tespihten atiklik kazanmış uzun parmaklarıyla.