Kategori: Öykü

Vinç kültürü

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Photo19_27
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

O hüzünlü, iyi ve yalnız bir genç kız.
Yirmi beş yaşında, gece korkusu ve biraz da melankoli taşıyor.”
Julio Cortazar – Cadı öyküsünden

“Çeşmeli Vinç” yazısının hemen üstünde yanıp sönen beş adet parlak beyaz lambası, taksi sarısı rengi ve daracık bir barda konser veren, tamamı üniversiteli gençlerden oluşan bir rock grubu kadar gürültülü motoru ile Mercedes model bir kamyon yaklaşık on, on beş metre kadar önümde durmuştu. Otostop çekenlerin hemen hemen tamamı gibi sağ elimin baş parmağı yukarı bakacak şekilde yolun kenarında dikilmekteydim. Baş parmağım ve sağ elim kamyonun dururken çıkardığı toz dumanın içinde gözden yitmişti.

Sahil şeridi

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Processed with VSCO with ke1 preset
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Yarım saatlik bir dinlence ve kahve molası için oturduğum kafede haddinden fazla zaman geçirdiğimi fark etmiştim. Masanın üstündeki kitap, defter, kalem ve fotoğraf makinelerinden mütevellit dağınıklığımı hızlıca toparladım. Garson kızdan jest ve mimiklerim vasıtası ile istediğim hesabı beklerken çantamı sırtıma takmıştım bile. Dört gün sürecek bir seminerin ikinci gün programına katılmak için Mali Müşavirler Odası’na gitmem gerekiyordu. Hava çok güzeldi, yürümeyi tercih etmiştim. Sahil boyunca gerçekleştirilecek otuz dakikalık bir yürüyüş hedefime varmamı sağlıyordu. Üstelik deniz kenarından yürüyecektim.

İnsan Halil

Devrim Alp, devrimalpozay76@gmail.com

Sabah yerinden sıçrayarak uyandı. Karısı Zeliha yanında uyuyordu. Saat 06:30’du. Bugün mesaisi yoktu ve her Pazar yaptığı gibi kahveye gidip arkadaşlarıyla okey oynayıp oyalanacak, akşam karısının pişirdiği bulgur aşını yiyecek, “su ısıt Zeliha” deyip halvet olup abdestini alıp uyuyacaktı. Nedense içinde bunları yapmak için hiçbir istek yoktu.

Yevmiye

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

yevmiye
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

“Hep Gazanfer abinin işleri bunlar!” diye söylendi kendi kendine. Dün akşam Zeyrek’ten Fatih’e bekar odasına doğru seğirtirken yolda karşılaşmışlar, “Cemil, Salı sabahı yanıma uğra bir boya işi var, seni de yollayayım,” demişti. Eminönü’nde yediği balık ekmek – helva sonrası çay isteği giderek arttığı için şaklattığı damağını bir kez de keyifle şaklatmış ve “İyi lan, yarının da yevmiyesi çıktı!” diye sevinmişti.

Kare

Ahmet Uçar, a.ucar@ed.ac.uk

Kare_Ahmet_Ucar
Fotoğraf: Elif Mercan

Evin anahtarlarını üstüme bir beden büyük montumun kocaman cebine koydum ki şıngırdasın. Montumun içinde kaybolayım ve anahtarın sesi de bir evimin olduğunu hatırlatsın adım başı, böyle iyi.

Yine trafiğe yakalanmışçasına geciken metroyu beklerken müzik dinlemiyorum. Bir kurala göre dizilmiş notalar ve üzerine yazılmış laflar beni derinleştirebilir fakat ben olabildiğince yüzeyde kalmaya çalışıyorum. Kimsenin yüzüne de bakmıyorum çünkü bazı yüzler şarkılardan daha hüzünlü olabiliyor.

Bangkok’a doğru…

Nihan Yığın, nhnygn@gmail.com

“Öyle bir havası var ki, Türkiye’nin en nemli şehri bile serin kalır Bangkok’ta hissedilen nemin yanında,” diyor arkadaşım Tayland’a gideceğimi söylediğimde ve ekliyor, “İstanbul’dan farkı yok aslında. Binalar, trafik, kaos… Tabii o kadar yol gitmişken görmeden olmaz. Üç gün kalsan yeter, daha fazlası zaman kaybı.”

Yetersiz bakiye

Başak Bozkurt, basakbozkurt88@gmail.com

İsmi Sebla. Selma değil, Selda değil, Sebla. İsminin hakkını veren uzun kirpikli güzel gözleri var. Saçlarının uçları kırmızı. Kayıt gününden beri takip ediyorum kendisini. İlk yıl uzun saçlıydı, derslerde saçıyla oynar bazen kalemle topuz yapardı. Arkasına oturmayı başardığım ender zamanlarda kalemi çekip saçlarını özgür bırakmak isterdim ama hiçbir zaman denemedim. Daha doğrusu deneyemedim. İkinci sınıfta saçına perma yaptırdı. Üçüncü sınıfa geçerken saçlarını kestirdi. Sol perçemini kulak memesinin iki-üç parmak altında bırakıp uçlarını kırmızıya boyattı. Şimdi de böyle devam ediyor. Bu kadar detaya hâkim olmasına hâkimim ama arkadaşlıktan öte bir şey yok aramızda. Olur mu bilemiyorum. Olmaz herhalde. Yıllar içerisinde çeşitli girişimlerim oldu ama ne yazık ki bir sonuca bağlanamadı. Gerek böyle güzel bir kızın çoğu zaman yalnız kalmaması, gerek benim derslere devam edemeyişim, gerek sürü halinde takıldığımız arkadaş grubu derken baş başa kaldığımız anlar yeterli olmadı.

Şimdiki zamandan ya da kıyısından

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Plaza insanları öğle saatlerinde tüm kibirli şıklıklarıyla butik restoranları hınca hınç dolduruyordu. Bir masada birbirini tanımayan ve aslında tanışmak istese bile bunun için bir hamle yapmayı çok aşağılayıcı bulan insanlar, çadırda iftara gitmiş havasında dipdibe gösterişli yemeklerini yemekteydiler. Çadırın ambiyansındaki samimiyetten ve dayanışmadan ise eser yoktu.