Kategori: Toplum

CHP NASIL HEYECAN YARATABİLİR?

kilicdaroglu2

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

CHP, kendisi için çizilen sınırların dışına çıkamıyor. “Halkın hassasiyetleri, ülkenin bekası, milli menfaatler” bu sınırları oluşturuyor ve bu sınırları Cumhur İttifakı belirliyor. CHP, bu sınırların halkta da bir karşılığı olduğuna inanıyor ve Cumhur İttifakı’nın herhangi bir anda (çoğu zaman gerçek sorunları örtbas etmek için) belirlediği gündem karşısında hep savunmada kalıyor. Dini semboller gündeme geldiğinde eski CHP olmadığını ispat etmeye çalışırken, Kürt sorunu, Kürt sorununun dış politikadaki yansımaları ve HDP’nin Millet İttifakı’yla ilişkisi konusunda hep ikircikli davranıyor. Kendi kazandığı belediyelerin performansıyla övünürken, HDP’li belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlara açıkça karşı çıkamıyor. Millet İttifakı’nda yer alan ya da yer alması beklenen sağ partileri ürkütmemek gibi bir bahanesi de var kuşkusuz, ancak halkın ve ittifak ortaklarının hoşuna gitmeye çalışırken sanki kendi kimliğini bulamıyor. Üstelik CHP’nin köşeye sıkışmışlığı sadece taktiksel değil.

Bir asansör meselesi

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Processed with VSCO with b5 preset
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Yukarı çıkmak için bekledikleri asansörün hem aşağı hem de yukarı kat çağrı tuşuna basan insanların arasındayım. Asansör kuyruğundayım. Kalabalık bir plazada çalışmanın en boktan kısımlarından birisi… Bir diğeri de şirket etkinlikleridir. Ne diyordum? Ha! Asansör kuyruğu! İyi üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun olmuş yüzlerce insan şark kurnazı gibi odalarına çıkmak için binecekleri asansör aşağı katlara doğru inerken dahi asansöre biniyorlar. Lobide asansör beklerken eksi birinci ya da eksi ikinci kata inen bir asansöre binmenin sebebi daha fazla beklemeden masalarının başına dönmek istemeleri. Bu arada eksi birinci, eksi ikinci diye kat olur mu emin değilim? Sayı doğrusu değil ki bu! En alt kat ilk kattır. Lobiyi orijin olarak almak bana asla mantıklı gelmemiştir.

kentsel dönüşümde finansman sorunu çözümsüz değil

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Fotoğraf: Irmak Akman

30 Ekim’de Ege Denizi’nde yaşanan ve 115 kişinin ölümüne, özellikle İzmir Bayraklı’da büyük hasara yol açan depremin ardından, mevcut kentsel dönüşüm sisteminin vatandaşların can güvenliğini sağlayıp sağlamadığı sorusu yeniden gündeme gelmişti. Sistemdeki sorunlar yüzünden kat maliklerinin riskli bina denetimini yaptırmaktan kaçındığı ortaya çıkmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017’de düzenlediği Şehircilik Şûrası’nda Kentsel Dönüşüm Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, afet odaklı kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin finansman sıkıntısı olduğunu ortaya koyuyor; detaylı ve somut çözüm önerileri sunuyor. Ancak raporun hazırlanmasından bu yana üç yıl geçmesine rağmen çözüm önerilerinin hayata geçirilmediği, kaynakların bu alana yönlendirilmediği ve sistemdeki sorunların sürdüğü görülüyor.

Mimari gözle İzmir’in dönüşümü

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

orcan-gunduz.jpg

Prof. Dr. Orcan Gündüz, kentsel dönüşümün kentlerin fiziksel dokusuna ve sosyal yaşama olan etkilerini 150 yılı aşan bir dönemi kapsayacak şekilde İzmir örneğinde ele aldı. Birkaç güne yayılan, uzun ancak keyifli ve öğretici söyleşileri kısaltmaya çalışırken, insanlığın tarihini özet olarak isteyen kralın görevlendirdiği bilginlerin cilt cilt kitaplardan “doğdular, çektiler, öldüler” cümlesine indirgenen özeti de aklımıza gelmedi değil.

“Sanayi 4.0’la beraber Siyaset 4.0 da gelmeli”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

cem say2

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Cem Say ile seçimlerden iki gün önce Kanyon’da buluştuk. Geniş bir çerçevede yapay zeka uygulamalarını, bu uygulamaların hangi alanlarda hayatımızı nasıl değiştireceğini ve ülkemizin bu gelişmelere hazır olup olmadığını konuştuk.

Teknolojinin homosapiensle imtihanı: Tıp ve teknoloji

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Canan gorsel
Görsel: Tolga Özasıl

“Tıp çok ilerledi. Eskiden böyle miydi?” Bizleri büyüten sözler acaba geçmişten bugüne ne kadar büyüdü? Doktorların sadece muayene ile tanı koyup tedavi ettiği, ölümlerin neredeyse hepsinin “kalp” kaynaklı olduğu dönemleri de biz görmedik tabii. Günümüzde ise, doktorların sadece muayene ile tanı koyabilme yetilerinin nispeten körelmesinin yanı sıra hem hukuki açıdan kendini korumak, hem de hastanın güvenini sağlamak amacıyla tetkiklerden yardım istememek neredeyse imkansız. Diğer yandan, tedavisi muhtemelen mümkün olmayan birtakım hastalıkların tanısı için ileri tetkik girdabında sürüklenen hastaların da ölümleri eninde sonunda herkes gibi “kalp” kaynaklı olmaya devam ediyor. Akademik merakın hastalığın önüne geçtiğini düşünen bazı hastalar hastaneye gitmemek için koşullarını zorlarken, bazı hastalar ise fazla sonuç odaklı buldukları doktorların alternatiflerini farklı kurumlarda araştırmaktan yorulmuyor. Uzay çağına geçecek olsak bile, malum kahramanlarımız, hastaların ve de sağlık çalışanlarının hâlâ eski sürüm “homosapiens” olmaları nedeniyle belli klişe söylemler ve davranışlar yeni nesillere aktarılmaya devam ediyor. Neyse ki, her şeye rağmen, teknolojik gelişmelerin önü kesilmiyor.

“Kadınların görünmez emeği başkalarının hesabına artı olarak kaydediliyor”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Gulsah Seral20 yıldır danışman ve eğitmen olarak Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nde çalışan Gülşah Seral’la derneğin faaliyetlerini, farklı alanlarda süregiden sorunları, kanunların uygulanıp uygulanmadığını ve çocuklarımızı toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinden mümkün olduğunca bağımsız yetiştirebilmek için neler yapabileceğimizi konuştuk.

Avukatlar anlatıyor: Kadınlar haklarını alabiliyorlar mı?

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Olay Tarhan

Tarhan Hukuk Bürosu’ndan Avukat Olay Tarhan ile kadınların 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve aile hukuku çerçevesindeki haklarını, Güngör Hukuk Bürosu’ndan Avukat Gözde İşçi Güngör ile ise iş hukuku kapsamındaki haklarını konuştuk.

Ekolojik tarafta kriz var, ekonomik tarafta kriz var

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Begum

Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Begüm Özkaynak ile bu sayının dosya konusunu konuştuk. Ekonomik büyümeye dayanan sistem, büyüyen ekonomik eşitsizliğe ve çevre tahribatına çare bulamıyor gibi görünüyor. Bu sorunlara nasıl çözüm bulunabilir? Eğer mevcut sistem içinde bu sorunları çözmek mümkün değilse, nasıl bir sistem kurmak gerekir?