Kategori: Kent

Vicdan rahat değilse ne ekolojik olarak sürdürülebilir, ne ekonomik olarak

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

narkoy1

Arkadaşlarımızın tavsiyesiyle haftasonunu geçirmek üzere gittiğimiz, Kocaeli’nin Kandıra ilçesinin Kıncıllı Köyü’ndeki Narköy, İstanbul’un çevresinde sık sık görmeye başladığımız butik otellerden farklı bir yer. 14 odalı otel ve restoran, 120 dönümlük organik tarım çiftliğinin sadece küçük bir bölümünü işgal ediyor. Çiftlikte turlar ve doğa gezilerinin yanında “doğada olmak, permakültür, ekmek/reçel yapımı, kompost atölyesi, kendi bahçeni yap” gibi eğitimler de düzenleniyor. Narköy’de geçirdiğimiz haftasonunda çiftliğin kurucusu Nardane Kuşçu’yla tanışma imkanı bulduk ve kendisine Narköy, sürdürülebilirlik, konvansiyonel ve organik tarım hakkında sorular sorduk.

Kapitalizm ve mekanın konotatif anlamı: mekan, beden ve yabancılaşma

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

Beril_gorsel
Görsel: Beril Açıkgöz

Mekan, üzerine çok şey yazılıp çizilen bir kavram. Peki nedir bu mekan? Bundan on beş-yirmi yıl önce bu soruyu sormuş olsaydık alacağımız yanıt uzay, kozmik mesafeler veya matematik biliminin tanımladığı gibi Kartezyen mekan, Öklitçi mekan, sonlu mekanlar veya fizik biliminin ilgi alanı olarak belli soyutlamalara dair bir tanım olurdu. Dil bir gösteren olarak, mekanın belirli bir kullanımına dair, bir pratiğe karşılık gelecek kodlar üretir. Aslında bu sayede mekan zihnimizde daha somut bir şeyler çağrıştırabilir: Örneğin tiyatro, oturma odası, semt pazarı vb. Mekan kelimesinin anlamına bakacak olursak, TDK’nın tanımına göre mekan: (1) (isim) yer, bulunulan yer; (2) ev, yurt; (3) (gök bilimi) uzay. Nişanyan sözlükte ise mekan kelimesinin etimolojik olarak Arapça kevn kökünden geldiği yazmaktadır: Arapça kwn kökünden gelen makān مكان “varoluş, var olunan yer, konum” sözcüğünden alıntıdır. Sözcük Arapça kāna كون “var idi” fiilinin mafal veznine karşılık gelir; Arapçada “varolma” anlamını üstlenmiş olan kwn kökü, diğer Sami dillerinde “(bir yerde) durmak” ve “(ayakta) durmak” anlamlarını taşımaktadır.

Göç yolları

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Son zamanlarda İstanbul’dan göç edip hayatına daha küçük şehirlerde devam etme kararı alan insanlarda hızlı bir artış olduğunu, bu durumla daha sık karşılaşmaya başladığınızı fark etmişsinizdir. Ben de yakın zamanda bu kervana katıldım ve İstanbul’u bırakıp Muğla-Fethiye’deki Kayaköy isimli sakin tatil beldesine yerleşmeye karar verdim.

Bu kararı almak kolay olmadı tabi ki. Bu süreçte karşıma çıkan muhtelif soru işaretleri ve belirsizlikler ve bu soru işaretleri ile belirsizliklerin yarattığı bilumum endişe ve korku mevcuttu. Fakat bir şekilde korku ve endişelerime rağmen bu kararı alabildim. Kayaköy’e yerleşir yerleşmez de benim geçtiğim yollardan benden önce geçmiş bir sürü insan olduğunu gözlemledim. Sonrasında ise sürecin onlar adına nasıl işlediğini, ne gibi endişe ve korkularla karşılaşarak benim aldığım kararı alabildiklerini ve halen mücadele ettikleri endişe ve korkuları olup olmadığını öğrenmek için onlarla görüştüm.

Tavuklar, horozlar, sincaplar

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

 

mithat2
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

 

Bu satırları yazarken güneş tam arkamdan enseme vuruyor. Üç gün evvel taşındığımız evimizin verandasında üzeri rengarenk boya lekeli emektar ahşap masamızda oturmuş etrafa bakınıyor, yine arkamdan esen hafif serin rüzgarın kulaklarıma vurmasının tadını çıkararak dinleniyor ve boş boş etrafa bakınıyorum.

Güvenliğin bedeli

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

 

GuvenliginBedeli cmyk
Çizim: Elif Mercan

 

Yan Yol takipçileri ve de/da fanzin okurları bileceklerdir, toplu taşıma ve güvenlik üzerine araştırmalarımı son zamanlarda daha da yoğunlaştırdım. Irmak da geçenlerde benimle the Guardian’da yayımlanan “Paying to Stay Safe: Why Women Don’t Walk As Much As Men” başlıklı makaleyi paylaştı. Bu makalede Talia Shadwell, Stanford Üniversitesi’nde hareketlilik eşitsizliği üzerine yapılan araştırma dizisinin bulgularını derlemiş. Tim Althoff, Rok Sosic ve Jennifer Hicks’in öncülüğünde araştırmalarını yürüten ekibin bulgularına göre, kadınların erkeklere göre daha az adım attığını ortaya koymuş. İlk akla gelen muhtemel sebeplerin (tembellik, fiziksel farklılık vs.) aksine bu durumun kişisel güvenlik ve güvenlik kaygılarından ortaya çıktığını belirtiyorlar.

“Bildiğimizi sandıklarımız,” “bilmediğimizi bildiklerimize” karşı

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

Bu yaz, çok uzun zaman sonra gerçek bir tatil yapabildim. İşler ve güçler kenarda bekledi; ben uyudum, düşündüm, okudum, yürüdüm, ailemle vakit geçirdim. İnsan beyninin diğer tüm meşguliyetlerini (tümünü olmasa da, en azından yoğun meşguliyetlerini) kenara bıraktığında okuduklarından daha fazlasını alabiliyormuş meğer. Sadece kendi kendime okumakla da kalmadım; bazen anneme, bazen kuzenime sesli okudum; sonra okuduklarımın düşündürdüklerini anlattım, tartıştık bazen, bazen yeni bilgilere vakıf olduk ailecek. Onca okuma seansından sonra ise, benim için bu yaza damgasını Christopher Chabris ve Daniel Simons tarafından kaleme alınan kitap vurdu.