Kategori: Kadın

“Kadınların görünmez emeği başkalarının hesabına artı olarak kaydediliyor”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

20 yıldır danışman ve eğitmen olarak Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nde çalışan Gülşah Seral’la derneğin faaliyetlerini, farklı alanlarda süregiden sorunları, kanunların uygulanıp uygulanmadığını ve çocuklarımızı toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinden mümkün olduğunca bağımsız yetiştirebilmek için neler yapabileceğimizi konuştuk.

Avukatlar anlatıyor: Kadınlar haklarını alabiliyorlar mı?

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Tarhan Hukuk Bürosu’ndan Avukat Olay Tarhan ile kadınların 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve aile hukuku çerçevesindeki haklarını, Güngör Hukuk Bürosu’ndan Avukat Gözde İşçi Güngör ile ise iş hukuku kapsamındaki haklarını konuştuk.

Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi ile söyleşi

Ali Açıkgöz, aliacikgz@gmail.com

soylesi
Çizim: Elif Mercan

Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’ne (EEİİ) İnisiyatifin Ankara’daki üyelerinden Selin Akyüz aracılığıyla ulaştık. Böylece EEİİ’nin üyeleriyle küçük bir söyleşi gerçekleştirdik. “Erkeklik çalışmaları” alanında halihazırda araştırma yapmakta olan, oldukça farklı akademik alanlardan ve farklı ülke ve şehirlerdeki kurumlardan gelen bilim insanları ve aktivistlerden kurulu bu gruba son bir yıl içinde gerçekleşen birtakım gelişmeleri ve bunları nasıl anlayabileceğimizi sorduk. “Kriz” ve “mücadele”nin nasıl yorumlanabileceği konusunda yakın geçmişteki olaylardan örneklere başvurarak konunun uzmanlarından fikir almaya çalıştık.
İnisiyatife katkıda bulunan araştırmacı ve aktivistler, ortaya koydukları çalışmalar ve çıkardıkları dergiyle ilgili detaylı bilgilere şu web sitesinden ulaşabilirsiniz: http://www.masculinitiesjournal.org/

Reklamın cinsiyeti mi olur?

Özlem Gökçe, gokce_ozlem@hotmail.com

ReklaminCinsiyetiMiOlur
Çizim: Elif Mercan

Ürün veya hizmet pazarlama stratejilerinden olan reklamlar hayatımızın her alanında kendini gösteriyor. Kah kent sokaklarında yürürken karşımıza çıkan bir panoda kah en sevdiğimiz diziyi izlerken birden gözümüzün önünde beliren bir televizyon reklamında gün içinde sık sık tanıtıcı görsellere maruz kalıyoruz. Tüketici olarak belli bir ürün için özel hazırlanmış görsele bakarken ya da filmini izlerken çoğu zaman farkında olmadan ürünün ilişkilendirildiği tüketici grubuyla ilgili yeni bir algıya sahip olabiliyoruz ya da var olan algımız pekişiyor. Son yıllarda kendisine internet gibi önemli bir rakip edinse de özellikle televizyon reklamları hala kadın erkek rolleri açısından önemli ipuçları sunmakta.

Murakami’nin düşündürdükleri

Özge Taylan, taylan.ozge@gmail.com

seda illustrasyon2
Çizim: Seda Sarhan

Haruki Murakami’nin yedi kısa öyküden oluşan Kadınsız Erkekler kitabını okurken, kadınların ikinci derecede olmaları, erkeğin algılarıyla tanımlanan kadının ve özellikle kitabın geneline hakim olan melankolinin, kadınlar tarafından erkeklere yaşatılan acının ele alınışının, kesinlikle maskulen olduğunu iddia edebiliriz. Öyküleri okudukça, Murakami, okuru geçmişteki ve günümüzdeki toplumsal cinsiyet rollerini düşünmeye itiyor.

Senin fıstığın değilim

Aslı Altınışık, aca04@mail.aub.edu

Şeker sevgisi ve toleransı yüksek biri olarak Lübnan tatlılarını çok ortalama buluyorum. İsimlerinin çoğu bizim tatlılarımızla aynı olmakla birlikte tatları pek vasat geliyor muhallebinin, baklavanın ve künefenin. Çok denedim, çok hüsrana uğradım. Neyse ki sonunda midemi mutlu eden bir istisna buldum, o da “mamul bil aşta,” yani irmik katmanları arası krema tatlısı.

gorsel1
Kaynak: “Maamoul Mad Bil Kashta” Youtube videosu

Kadınlar, billboardlar ve gri zonlar üzerine…

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

seda illustrasyon
Çizim: Seda Sarhan

Bu yıl en iyi kadın oyuncu Oscar’ını Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, 2017) filmindeki rolüyle Frances McDormand, Cannes Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü de Fatih Akın’ın Aus dem Nichts (In The Fade / Paramparça, 2017) filminin başrol oyuncusu Diane Kruger aldı. İki film de farklı festivallerde ve farklı kategorilerde pek çok ödül sahibi olmasına rağmen, ayrı ayrı iki güçlü kadın karakterin adalet arayışını anlatan filmlerin başrol oyuncularının başarılı performanslarının karşılık bulmuş olması beni ayrıca sevindirdi.

Vinç kültürü

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Photo19_27
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

O hüzünlü, iyi ve yalnız bir genç kız.
Yirmi beş yaşında, gece korkusu ve biraz da melankoli taşıyor.”
Julio Cortazar – Cadı öyküsünden

“Çeşmeli Vinç” yazısının hemen üstünde yanıp sönen beş adet parlak beyaz lambası, taksi sarısı rengi ve daracık bir barda konser veren, tamamı üniversiteli gençlerden oluşan bir rock grubu kadar gürültülü motoru ile Mercedes model bir kamyon yaklaşık on, on beş metre kadar önümde durmuştu. Otostop çekenlerin hemen hemen tamamı gibi sağ elimin baş parmağı yukarı bakacak şekilde yolun kenarında dikilmekteydim. Baş parmağım ve sağ elim kamyonun dururken çıkardığı toz dumanın içinde gözden yitmişti.

Hukuksuzluk, suç korkusu ve güç açlığı

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Önceki sayfalarda gördüğünüz anketin sorularını hazırlarken, bir kaygı kaynağı olarak seçeneklerden birine “hukuksuzluk” yazdım ama tam olarak ne demek istediğimi de açıklama gereği hissettim. Hukuksuzluk ne demektir? Haksızlık nasıl tecelli eder? Parantez içinde, bence çok açıklayıcı olan şu tanımı yazdım: Hukuksuzluk haksız yere suçlanmak ve suçluların cezasız kalmasıydı. Bu yazıda, suçluların cezasız kaldığını (ya da korunmadığı için göz göre göre öldürülen kadınları, çocukları) gördüğümüzde neler hissettiğimizi ve güvensizlik duygusuyla baş etmek için başvurduğumuz yolları anlatmaya çalışacağım.

Mayhoş mu, nahoş mu?

Pınar Yeşil Şenses, pinar.yesil@yahoo.com

Pinar print2
Çizim: Pınar Dönmez

Her kelimeyi tamlayan, kim bilir belki de tamamlayan; sosyetiğine ‘fobi’ gelen, çekenine avuç içi, ayak tabanı dâhil bilumum yer terlettiren, kalbini yerlerde küt küt sektiren, tansiyonunu eller üstünde gezdiren, adrenaline âşık, kortizole deli, ben diyeyim mayhoş, siz deyin kekremsi bir duygu korku… Kazanmakla kaybetmekte, beğenilmekle beğenilmemekte, yeni okulda, yeni hayatta, yeni işte, ilişkide ön sıradan yer ayırmış kendine. İhsan Raif Hanım’ın bundan neredeyse 120 sene önce döktüğü gibi dizelere, kimisinin mücrim gibi titremesi için mesela, yetermiş bakması istikbaline. Hep böyle büyük büyük, afili hedefleri yok elbet bu korkunun. Gece yolda yürürken duyduğunuz çıtırtıya, pireleriniz uçuşurken uyandıran gıcırtıya, düdüklünün fıslamasına, yılanın tıslamasına, hepsine talip, hepsine fit.