Kategori: Kadın

Söz uçar, kent kalır

Hilal Kara, hilal.kara@yahoo.com

img-911140555-0001
Görsel: Pınar Dönmez

Roland Barthes, kenti taşla yazılmış yazı olarak tanımladığında takvimler 1963 ile 1973 yılları arasında bir yerleri gösteriyordu ve Barthes tanımlamasına şöyle devam ediyordu: Kent bir söylemdi ve bir dildi de, sakinleriyle konuşan, sakinlerinin içinde dolandığı, dolanarak konuştuğu bir dildi. Barthes, 2018 kentlerinden, Ankara’nın kuzey girişindeki parıltılı, ışıltılı, led ışıklı yüksek binalara ev sahipliği yapan Pursaklar’ı görseydi ya da İstanbul’un büyümesi durmayan ve artık pantolonunun paçaları kısacık gelen, daima kızgın, asabi ergen çocuk hâllerini görseydi, gösterge bilimsel serüveni nasıl bir kâbusla sonlanırdı kim bilir. Acaba, şu an parıltılı led ışıklı rezidansların süslediği, güvenlikli güvensizlikli sitelerin kol kola gezdiği herhangi bir dünya kentinin dili ne olurdu? Dünyayı sanki TOKİ mi sarmıştı ne? Kentlerin dili TOKİ dili miydi? Belli bir rant üretiminin, belli bir yeniden dağıtım mekanizmasının belli güçlerde toplaşması… Evet, bu galiba TOKİ dili olmalı ama kentin taşlarına her gün çarpan ve düşen, kalktıkça düşen, düştükçe kalkan, kendi aksanını anbean üreten kentin gündelikçi sakinlerinin dili neydi, ne olabilirdi?

Reklamlar

“Kadınların görünmez emeği başkalarının hesabına artı olarak kaydediliyor”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Gulsah Seral20 yıldır danışman ve eğitmen olarak Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nde çalışan Gülşah Seral’la derneğin faaliyetlerini, farklı alanlarda süregiden sorunları, kanunların uygulanıp uygulanmadığını ve çocuklarımızı toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinden mümkün olduğunca bağımsız yetiştirebilmek için neler yapabileceğimizi konuştuk.

Avukatlar anlatıyor: Kadınlar haklarını alabiliyorlar mı?

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Olay Tarhan

Tarhan Hukuk Bürosu’ndan Avukat Olay Tarhan ile kadınların 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve aile hukuku çerçevesindeki haklarını, Güngör Hukuk Bürosu’ndan Avukat Gözde İşçi Güngör ile ise iş hukuku kapsamındaki haklarını konuştuk.

Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi ile söyleşi

Ali Açıkgöz, aliacikgz@gmail.com

soylesi
Çizim: Elif Mercan

Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi’ne (EEİİ) İnisiyatifin Ankara’daki üyelerinden Selin Akyüz aracılığıyla ulaştık. Böylece EEİİ’nin üyeleriyle küçük bir söyleşi gerçekleştirdik. “Erkeklik çalışmaları” alanında halihazırda araştırma yapmakta olan, oldukça farklı akademik alanlardan ve farklı ülke ve şehirlerdeki kurumlardan gelen bilim insanları ve aktivistlerden kurulu bu gruba son bir yıl içinde gerçekleşen birtakım gelişmeleri ve bunları nasıl anlayabileceğimizi sorduk. “Kriz” ve “mücadele”nin nasıl yorumlanabileceği konusunda yakın geçmişteki olaylardan örneklere başvurarak konunun uzmanlarından fikir almaya çalıştık.
İnisiyatife katkıda bulunan araştırmacı ve aktivistler, ortaya koydukları çalışmalar ve çıkardıkları dergiyle ilgili detaylı bilgilere şu web sitesinden ulaşabilirsiniz: http://www.masculinitiesjournal.org/

Reklamın cinsiyeti mi olur?

Özlem Gökçe, gokce_ozlem@hotmail.com

ReklaminCinsiyetiMiOlur
Çizim: Elif Mercan

Ürün veya hizmet pazarlama stratejilerinden olan reklamlar hayatımızın her alanında kendini gösteriyor. Kah kent sokaklarında yürürken karşımıza çıkan bir panoda kah en sevdiğimiz diziyi izlerken birden gözümüzün önünde beliren bir televizyon reklamında gün içinde sık sık tanıtıcı görsellere maruz kalıyoruz. Tüketici olarak belli bir ürün için özel hazırlanmış görsele bakarken ya da filmini izlerken çoğu zaman farkında olmadan ürünün ilişkilendirildiği tüketici grubuyla ilgili yeni bir algıya sahip olabiliyoruz ya da var olan algımız pekişiyor. Son yıllarda kendisine internet gibi önemli bir rakip edinse de özellikle televizyon reklamları hala kadın erkek rolleri açısından önemli ipuçları sunmakta.

Murakami’nin düşündürdükleri

Özge Taylan, taylan.ozge@gmail.com

seda illustrasyon2
Çizim: Seda Sarhan

Haruki Murakami’nin yedi kısa öyküden oluşan Kadınsız Erkekler kitabını okurken, kadınların ikinci derecede olmaları, erkeğin algılarıyla tanımlanan kadının ve özellikle kitabın geneline hakim olan melankolinin, kadınlar tarafından erkeklere yaşatılan acının ele alınışının, kesinlikle maskulen olduğunu iddia edebiliriz. Öyküleri okudukça, Murakami, okuru geçmişteki ve günümüzdeki toplumsal cinsiyet rollerini düşünmeye itiyor.

Senin fıstığın değilim

Aslı Altınışık, aca04@mail.aub.edu

Şeker sevgisi ve toleransı yüksek biri olarak Lübnan tatlılarını çok ortalama buluyorum. İsimlerinin çoğu bizim tatlılarımızla aynı olmakla birlikte tatları pek vasat geliyor muhallebinin, baklavanın ve künefenin. Çok denedim, çok hüsrana uğradım. Neyse ki sonunda midemi mutlu eden bir istisna buldum, o da “mamul bil aşta,” yani irmik katmanları arası krema tatlısı.

gorsel1
Kaynak: “Maamoul Mad Bil Kashta” Youtube videosu