Ayşenur Kılıç, aysenurkilic.pols@gmail.com

moroccan woman
Fotoğraf: Ayşenur Kılıç

Kızılay’da genç bir kadınla çarpışmama ramak kala, refleks olarak özür dilediğimde –ve karşılığında aslında önüne bakmadan yürümekte olan kadının oralı olmadığını fark ettiğimde- Kundera’nın Alain’i hatırladım. Kendimin de Alain gibi bir ‘apologizer’ (özürcü) olduğunu o an fark ettim. Milan Kundera’nın Kayıtsızlık Şenliği adıyla dilimize çevrilen romanında Alain de bir kadınla çarpışmış, özür dilemiş ve karşılığında ‘gerzek!’ cevabını duyunca uzun bir sorgulamaya girişmişti. Sorgulamalarımız zaman zaman benzese de, Alain ile ayrı noktalara gitmiştik: O, istenmeyen çocuk olması durumunu düşünedururken, ben Türkiye’de yaşadığım kadınlığımı membrandan geçirmeye başlamıştım –ki bu ikisinde belki o kadar da ayrı noktalar değildir istenmezlik hissi?

Miray Özkan, mirayozkan@gmail.com

img-323121634-0001
Çizim: Pınar Dönmez

Bilmiyorum siz nasıl deneyimliyorsunuz fakat son yıllarda eşimizin dostumuzun davranışlarındaki değişimler ve sokaktaki çılgınlık düzeyi bana epey dikkat çekici geliyor. Bu konuyla ilgili birkaç yazı yazıldı. Akıl ve duygu sağlığı ile ilgilenen uzmanlar, Türkiyemizdeki çıldırma düzeyini niteliksel ve niceliksel araştırmalarla gözler önüne koydu. Ben ise buradan yola çıkarak dünyadaki ruh bozucu ortamın erkeklik rollerini benimsemiş bireyler üzerine etkileri ile ilgili atıp tutmayı planlıyorum. Toplumun çeşitli kesimlerinden erkeklerin “kadınlık”, “analık”, “bacılık” hususlarında atıp tutmaları ya da akıl vermeleri bu kadar rahatsız ediciyken, “erkeklik” meselesi ile ilgili konuşmaya nasıl cüret ediyorum? Şöyle ki, ediyorum. Çünkü bence durum ciddi.

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

image1
Çizim: Nevin Öztürk – Instagram: @paperboatart

Birkaç yıl önce gazetelerde ünlü bir iş adamının, beş yaşındaki kızına bakan Özbek bakıcıyı darp ettiğiyle ilgili haberler çıkmıştı. Bakıcının kendi ifadesine göre işverenleri gelmeleri gereken saatten daha geç geleceklerini haber vermiş, o da bir arkadaşıyla buluşup ona borcunu ödemek zorunda olduğu için çocuğu alıp Fikirtepe’ye götürmüş. Bu sırada aileye haber vermemiş, aile de çocuklarının kaçırıldığını düşünüp paniğe kapılmış. Bakıcı çocukla beraber eve döndüğünde de baba bakıcıyı (demir çubukla) darp etmiş. Haberde kadıncağızın sargılar içinde bir de fotoğrafı vardı.

Bahar Dölen Eşin, bahar.esin@yahoo.com

Bugüne kadar çeşitli kreş hikayelerine tanıklık etmişliğim vardır. Genelde de hep aynı girizgahla başlanır bu konu anlatılmaya: Huzura ve rahata kavuşmana sayılı adımlar kaldı… Kendimi, bu söylemin gerçekliğine o kadar hazırlamışım ki, kreşin ilk günü ayaklarım adeta hayallerin sarhoşluğundan yerden kesilmişti, günün sonunda ise bir anda patlayan balonun parçacıklarının etrafa umarsızca saçılışına tanıklık ettim.

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

Kentsel planlama ve yönetim, 21. yüzyılın acil kentsel sorunlarının çözümünde gerekli olduğu kadar, güncel planlama uygulamalarının, yeni yüzyılın zorluklarına ayak uydurmakta başarısız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun da en önemli sebeplerinden birisi planlama eğitiminin 21. Yüzyılın gereksinimlerine yetişememesi ile ilgili. Birçok planlama okulu, akademik personel, bilgisayar, kütüphane materyalleri ve stüdyo alanlarını, çalışmalarını etkili bir şekilde yürütmek için kullanmaktan yoksun durumda.

DSC_9116
Fotoğraf: Görkem Güngör

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

Bir sorunun, bir heyecanın, bir kişinin, bir kitabın hayatınızı nasıl değiştirebileceği, rüzgarın yönünü nereye çevirip sizi nerelere ulaştıracağı bazen sayfalarca anlatmak istediğiniz bir hikayeye dönüşüyor. Benim hikayem ise on sene önce başlamıştı. Şimdi bu derginin oluşmasına imkan veren ve bizleri bir araya getiren hayalinin peşinden koşan Irmak Akman ile o zaman tanışma fırsatımız olmamıştı, ama başka bir coğrafyanın başkentinde hayatlarımıza şekil vermeye çalışıyorduk hepimiz.

Sahneye olan düşkünlüğümden midir bilinmez, onca toyluğuma rağmen bir cesaret ile, o seneki Dünya Şehircilik Günü Kolokyumu için bir bildiri hazırlamak istedim. Çok sevgili arkadaşım ve meslektaşım Neslihan Atatimur’u da bu fikre ısıtmam çok zamanımı almadı; keza birlikte bir şeyler yapmaktan hep zevk aldık.