“Kamunun da, bankaların da toprağa milyon dolarlar gömen bu sektörü finanse edecek kaynağı yok.”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Photo02_3
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Finans Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Gayrimenkul Türkiye yazarı Prof. Dr. Ali Hepşen ile ParaAnaliz ekonomi yazarı ve gazeteci Çetin Ünsalan’a gayrimenkul piyasasının ekonomik krizden nasıl etkilendiğini ve sektöre özgü sorunları sorduk.

Mimari gözle İzmir’in dönüşümü

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

orcan-gunduz.jpg

Prof. Dr. Orcan Gündüz, kentsel dönüşümün kentlerin fiziksel dokusuna ve sosyal yaşama olan etkilerini 150 yılı aşan bir dönemi kapsayacak şekilde İzmir örneğinde ele aldı. Birkaç güne yayılan, uzun ancak keyifli ve öğretici söyleşileri kısaltmaya çalışırken, insanlığın tarihini özet olarak isteyen kralın görevlendirdiği bilginlerin cilt cilt kitaplardan “doğdular, çektiler, öldüler” cümlesine indirgenen özeti de aklımıza gelmedi değil.

Benim İstanbul’um: Kentsel dönüşüm ve kent imgesinin dönüşümü

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

BerilAcikgoz_BenimIstanbulum
Görsel: Elif Mercan

Kentsel dönüşüm farklı yönleriyle ele alınan ve bu ele alınış biçimlerine göre de farklı şekillerde adlandırılan bir kavram: Kentsel yeniden yapılanma, mutenalaştırma, soylulaştırma, gentrifikasyon, seçkinleştirme vb. Konu ile ilgili çok fazla çalışma, yüksek lisans ve doktora tezi, proje çalışmaları ve bunlardan üretilmiş makaleler mevcut. Bu çalışmalar konuyu farklı doğrultularda ele alıyor: Planlama ölçeğindeki teknik çalışmalar, yeme alışkanlıklarından günlük yapma-etme biçimlerindeki değişimlere kadar uzanan kültürel çalışmalar; ekonomik ve sınıf temelli çalışmalar vb. Bu yazıda kentsel dönüşüm olgusunu İstanbul üzerinden, duygular ve gündelik hayat pratikleri üzerindeki etkileri açısından ele alacağım.

Sosyo-mekânsal farklılıklar: Güney Kore örneği

Özge Taylan, taylan.ozge@gmail.com

gorsel1
Fotoğraf: Özge Taylan, 2017, Seul

Şehirler birbirinden farklı dokuları ve insanları barındırmaktadır. Şehirlerde olan biten, sosyolojik olduğu için bizleri doğrudan etkilemekte. Bu yazı, hem sosyo-mekânsal farklılıkların kaynaklarını anlama hem de Türkiye’de nispeten az tanınan Asya ülkelerine dair çalışmalara ve bilgi dağarcığına katkı sunma amacını taşımaktadır.

Geçmişten geleceğe kentlerimiz

Yılmaz Şerif, grupalbatros@gmail.com

mersin
Mersin Ulu Cami ve Gümrük Meydanı, 1970’ler

1952 yılında babamın memuriyeti nedeniyle Adana’dan Mersin’e göç ettiğimizi çok net bir biçimde hatırlıyorum. Adana’dan taşınma esnasında yollarda gördüğüm portakal, limon ve diğer meyve ağaçları eşliğinde Mersin Bahçe Mahallesi’ndeki evimize yerleşmemiz bir günümüzü almıştı.

Söz uçar, kent kalır

Hilal Kara, hilal.kara@yahoo.com

img-911140555-0001
Görsel: Pınar Dönmez

Roland Barthes, kenti taşla yazılmış yazı olarak tanımladığında takvimler 1963 ile 1973 yılları arasında bir yerleri gösteriyordu ve Barthes tanımlamasına şöyle devam ediyordu: Kent bir söylemdi ve bir dildi de, sakinleriyle konuşan, sakinlerinin içinde dolandığı, dolanarak konuştuğu bir dildi. Barthes, 2018 kentlerinden, Ankara’nın kuzey girişindeki parıltılı, ışıltılı, led ışıklı yüksek binalara ev sahipliği yapan Pursaklar’ı görseydi ya da İstanbul’un büyümesi durmayan ve artık pantolonunun paçaları kısacık gelen, daima kızgın, asabi ergen çocuk hâllerini görseydi, gösterge bilimsel serüveni nasıl bir kâbusla sonlanırdı kim bilir. Acaba, şu an parıltılı led ışıklı rezidansların süslediği, güvenlikli güvensizlikli sitelerin kol kola gezdiği herhangi bir dünya kentinin dili ne olurdu? Dünyayı sanki TOKİ mi sarmıştı ne? Kentlerin dili TOKİ dili miydi? Belli bir rant üretiminin, belli bir yeniden dağıtım mekanizmasının belli güçlerde toplaşması… Evet, bu galiba TOKİ dili olmalı ama kentin taşlarına her gün çarpan ve düşen, kalktıkça düşen, düştükçe kalkan, kendi aksanını anbean üreten kentin gündelikçi sakinlerinin dili neydi, ne olabilirdi?

Yokuş aşağı

Mert Öztürk, mertinmaili@gmail.com

Photo32_34
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Yıllardır bu anı beklemişti, ama şimdi, kendisine de rahatlıkla itiraf edebilecek kadar korkuyordu dışarıdan. “Soğukluğuna yaslandığım bu gri koridorda bile yaşamaya razıyım,” diye geçirdi içinden. Çok geçmeden elinde iki sayfa kağıt ile geldi gardiyan, “hadi şanslısın, bugüne yetiştirebildik seni, imzala şunları, biri sende kalacak, diğerini de bize bırakacaksın,” dedi. İmzalamam dese salmazlar mıydı acaba. Birbirine çok da benzetememişti imzaları, eli titreyerek uzattı. “ne zamandır kalem tutmadım, pek olmadı sanırım.”

Yaşlı cevizin cenazesi

Kerem Görkem, mkgorkem@gmail.com

ceviz
Görsel: Elif Mercan

Ben burada doğdum. Bu kentte, bu semtte, bu sokakta, bu apartmanın bahçesinde doğdum.

Bu kente, bu semte, bu sokağa ve bu apartmanın bahçesine doğdum yani.

Annem, yaşlı cevizin gölgesine kurulmuş bankın birbirine yakın iki ayağının arasına uzanmış, büyüyen bedenini nasıl olmuşsa sığdırmış oraya. Kimseler yokmuş, babam bile. Bir başına doğurmuş, içinden çıkartıp dışarıdan korumuş beni.

Siyah beyaz bir masal

Duygu Gençağ, duygugencag13@gmail.com

Photo28_28
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Saatin dokuz çeyrek olduğunu görünce alelacele kapıya koşardım. İnce tabanlı ayakkabılarımı giyerken ıslak saçlarımı gıdıklamasın diye geriye atardım. Kitaplığından çaldığım birkaç kitap çantamda ağırlık yapar, önüme doğru sallanırdı. O zaman askısından tutar çantayı sallardım, sanki silkeleyince ağırlık yapmayacakmış gibi. Her seferinde askılar kopardı. Asansörü beklemeden beş katı inerdim, incecik tabanlı ayakkabının mermerde çıkardığı o laubali sesle… Terastan bakar, bana seslenirdi. Ben ıslak saçlarım bir yana, her an kopacak çantam, o şaşkın halimle karanlıkta görebilecekmişim gibi bakardım ona. Nereye gülümsediğimi bilmeden gülümserdim. Kendimi Maşuklar Yokuşu’ndan atarken halime gülenler olurdu. Benim bu koşuşturmama alışkın olan esnaflar, en çok da mahallemizin asi çocukları -hani beraber kupon doldurduğu. “Yenge yine vapura yetişmeye çalışıyor,” diye kendi aralarında son vapurun neden ona çeyrek kala olduğunu konuşur, bunu ayıplarlardı tespihten atiklik kazanmış uzun parmaklarıyla.