Nihan Akyelken, n.akyelken@gmail.com

kentler basili
Çizim: Pınar Dönmez

Kuşkusuz ki, çevresel ve ekonomik krizler için üretilen her türlü “alternatif” çözümün yenilik temelli (inovasyon) olması, 21.yüzyılın en belirleyici özelliklerinden. Aslında geçmişte de, teknolojik geçiş süreçleri genelde ürün, hizmet veya sistemlerde yenilikçi zihniyetin etrafında şekillenmiştir. Ancak, 21. yüzyılda gerçekleşen teknolojik ve davranışsal geçişler, bu süreçlere addedilen siyasi ve sosyal çağrışımlarla belli duruşları simgeler hale de geldi. Zira bu yenilikler, kapitalizmin – daha öncesinde hiç yaşamadığı kadar yoğun – bir kriz dönemine denk geliyor.

Nihan Akyelken, n.akyelken@gmail.com

Credit Suisse’in 2014 Küresel Refah Raporu’na göre, dünyanın en zengin kısmı dünya servetinin yarısından fazlasına sahip. Fransız ekonomist Thomas Piketty’nin kapitalist sistemde eşitsizliği tartıştığı kitabının kısa süre içinde en çok satanlar listesine girmesi ve eşitsizliğin Avrupa siyasi söyleminde sıklıkla dile getirilmesi konuya ilginin arttığına işaret ediyor. Ancak, eşitsizlik, hâlâ, insanların kapitalist üretim sisteminin neresinde olduklarına göre değişen sosyal konumlarıyla eşlendirilmekte. Bu şekilde belirlenen sosyal konumlamaların tüketimden, tüketimin de kültürden bağımsız olarak görüldüğünü söylemek mümkün.