KÖPEKLERİN EFENDİSİ

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

20 yıldır İstanbul’da köpek gezdiriciliği yapan İsmail Altun ile mesleğinin inceliklerini, tehlikeli köpek türleri ve sokak hayvanları ile ilgili yeni çıkan düzenlemeleri ve saldırgan bir köpek ile karşılaşırsak neler yapmamız gerektiğini konuştuk.

ismailaltun2

Öncelikle hikâyenizi anlatır mısınız?
Ben ilk önce veterinere girdim, veterinerde çalışıyordum. Veterinere bir müşteri geldi, benim köpeğimi gezdirir misin diye sordu. Ben de kabul ettim. Akşam sabah düzenli gezdiriyorum. İhtiyacını karşılıyor, sporunu yapıyor. Ondan sonra o ona tavsiye, o ona tavsiye, ben 20 senedir bu işi yapıyorum. Çocukluğumdan beri. Ben de hayvanları sevdiğim için güzel. Memnunum, müşterilerim de memnun. Bu site açıldığından beri de buraya geldim, buradayım. Hayvanlara sevgi, oyun, parka götürüyorum oynatıyorum onları.

Veterinerde de çalışıyor musunuz?
Veterinerde de ekstra çalışıyordum, zamanım olduğu zaman oraya da gidiyorum. Daha önceden sabit çalışıyordum, on yıl çalıştım gece gündüz veterinerde. Ameliyatlar yaptık.

Bir kerede kaç köpek gezdiriyorsunuz?
Sekiz köpek falan gezdiriyorum bir seferde.

Nasıl bu kadar uslu olabiliyorlar? Normalde bir köpek karşı kaldırımda bir başkasını gördüğünde havlamaya başlıyor.
Kıskandıkları için yapıyorlar. Hayvanlar aslında çok uysallar. O onu kıskandığı için, yanlarında sahipleri olunca koruma amaçlı, kendilerini ve sahiplerini koruma amaçlı yapıyorlar. Benim sahibime bu yanaşmasın. Bende oldukları sürece ben hepsinin sahibi olduğum için havlamıyorlar. Çünkü bir tek sahibi benim. Okulda da aynı öyle, bir çocuğu okula götürüyorsun, bir öğretmen 30 tane çocuğa otur diyor oturuyor, kalk diyor kalkıyor. Evde iki çocuğa bir anne söz geçiremiyor. Hayvanlara sevgi vermek başka, disiplini eğitimi de vermek gerekiyor.

Yeni bir köpek gelince onu nasıl alıştırıyorsunuz?
Önce onu alıyorum, beni kokluyor, sahibinin kokusunu alıyor. Başka köpek getirdiğim zaman ilk seferde bir hırlıyor, ödül veriyorum, hayır diyorum, sakinleşiyor. Öbürünü aldığım zaman anlıyor ki o da benim arkadaşım. Sosyalleşiyorlar ondan sonra. İlk seferde bir itiraz ediyorlar. Ama ödülle, sevgiyle, ikisini beraber severseniz anlaşıyorlar.

Mesela birini almaya giderken bağlıyorsunuz, uslu uslu bekliyorlar sizi.
Başka bir köpek geçerse hepsi birden havlıyor.

Köpekleri günde kaç kez gezdirmek gerekiyor?
Büyük köpeklere iki defa yeterli oluyor. Sabah-akşam. Küçükleri çişini fazla tutamadığı için üç kere gerekiyor, sabah-öğle-akşam. Ama büyüklere iki sefer yeterli. Zaten büyük köpekler dışkısını günde bir kere yapar. Küçükler iki-üç kere yapar. Çünkü küçükler devamlı önünde mama olduğu için devamlı yiyor.

Yorulmuyor musunuz bu kadar yürümekten?
Yoruluyoruz ama mecburuz, ne yapalım?

Köpekleri gezdireceğiniz rotaları nasıl belirliyorsunuz?
Benim Portakal Yokuşu’nda aldığım bir köpek var. Bunları topluyorum, onu da alıyorum, Türk Hava Yolları Sitesi’nin aşağısında köpek gezdirme alanı var, orada serbest bırakıyorum hepsini. Kapalı alan, serbest bırakıyorum. Zaten köpek gezdirme alanı yazıyor orada, insan girmesi yasak yazıyor. Bazen kafeteryalarda yazıyor ya, köpeklerin girmesi yasaktır diye. Orada da insanların girmesi yasak yazıyor. Orada oynuyorlar. Küçükleri götürmüyorum, genellikle büyükleri götürüyorum oraya. Küçükler zaten burada, yolda yürümekle yoruluyor. Büyükler enerjisini atıyor, genellikle akşamları götürüyorum. Videolarım filan var. Bırakıyorum orada, oynuyorlar güzel güzel, sonra geri getiriyorum.

Peki birbirleriyle kavga etmiyorlar mı?
Ben başındayım. Birisi hırladığı zaman, hayır dediğim zaman o anlıyor, ona ödül veriyorum, bir daha yapma öyle şey diyorum, kesinlikle yapmıyorlar bir daha.

Sonra toplamak zor olmuyor mu peki eve dönerken?
Hepsi bir alanda olduğu zaman, bisküvi kutusunu salladığım zaman hepsi toplanıyor hemen. Okulda hoca düdük çalar, herkes sıraya girer, bizimki de aynı öyle. Hepsine birer bisküvi veriyorum, takıyorum tasmalarını geliyorlar.

Seviyorsunuz işinizi, değil mi?
Seviyorum. Sevmesem zaten yapılmaz bu iş. Zor bir iş. Yağmurlu havada, çamurlu havada. Kar yağıyor geliyorsun, dışarı çıkarmak zorundasın onları.

Her gün geliyor musunuz?
Pazar günleri gelmiyorum. Pazar günleri de sahipleri biraz ilgilensin çocuklarıyla. Ben de istirahat ediyorum. Diğer günler buradayım hep.

Hiç hayvanları gezdirirken tehlikeli bir durumla karşılaştınız mı?
Bir köpek, sokak hayvanı bana havladığı zaman, durmam gerekiyor. Sabit durmam lazım. Yanımdakilere de hayır diye komut verdiğim zaman, onlar da havlamadığı zaman, hayvan da bakıyor, bunlar bana kafa tutmuyor, diyor, yavaş yavaş gidiyor. Biz de yolumuza devam ediyoruz. Ben hayır yapma diye hava yapsam, hayvanların hepsi bu sefer saldıracak ona, o da tepki gösterecek, kıyamet kopar. Sakin duruyorum. Hayır, oturun, diyorum. Yanımdakiler bekliyor, ben onun gitmesini bekliyorum.

Kediyle köpek karşılaştığı zaman bazen sorun oluyor. Mesela yola çıktım, elimde sekiz tane köpek, kedi geldi yolda önümü kesti. Geçirtmem seni, dedi bana. Bu tarafa geçemedim, kesinlikle geçemedim. Hayvan direkt köpeklerin üstüne atlıyor. Geri döndüm, dedim bu kedi niye böyle yapıyor, bir bakayım. Meğerse aşağıda yavruları varmış. Yavrularını korumak için. Sonra ben ona konserve götürdüm, biraz daha aşağıya götürdüm, karton ev götürdüm ona. Yolu bir daha kesmedi. Beni gördüğü zaman aşağıdan miyavlıyor, bana yemek getir diye.

KISIRLAŞTIRILAN HAYVAN 10 GÜN SONRA ALINDIĞI YERE GERİ GETİRİLMELİ

ismailaltun

Hiç tehlikeli ırka ait bir köpeği gezdirdiniz mi?
Tehlikeli hayvanları gezdirmiyorum.

Hiç teklif geliyor mu gezdirmeniz için?
Var burada mesela, bu sitede bir tane var yukarıda.

Ne cins var?
Pitbull. Zaten Türkiye’de şu an yasak. Ama bakıyorlar orada. Ben almadım. Bana zararından değil, ben korkmuyorum hayvandan. Oraya gidiyorum, seviyorum. Ama ben dedim ki kusura bakmayın, bunu benim müşterilerim istemiyor.

Gruptaki diğer köpeklere de zarar verebilir…
Aslında ben komut verdiğim zaman vermez de müşteriler tedirgin oluyor, yolda birisini ısırırsa benim başım belaya girer. Kibarca söyledim onlara. Köpeklerle gezsin, sosyalleşsin istediler, ben bu şekilde istemiyorum, müşteriler kabul etmez, dedim. İsterseniz tek gezdireyim, sadece sizin alanınızda gezdirebilirim, başka yere götürmem, dedim.

Bahçede mi besliyorlar?
Yok, dairede. O yüzden kabul etmediler o şekilde, ben de çok teşekkür ettim kabul etmedikleri için. Müşteriye kötü niyetle davranmak istemiyorum, kibarca gönüllerini aldım, dedim kusura bakmayın, bir köpekle on köpeği kaybetmek benim için de zarar. Müşterilere de ayıp olur.

Buradan söyleyen de oldu. Birisi buradan taşındı. Sana aldığın paranın hepsini vereceğim, gel benim köpeği gezdir, dedi, kabul etmedim. Ben buraya yıllarımı vermişim, müşteri toplamışım, yarın öbür gün onunla tartışacağım, bir daha piyasa yapamam. Dedim kusura bakma, her şey para değil, ben hayvanları da seviyorum, buradaki hayvanlara yazık olmasın. Kabul etmedim.

Tehlikeli türlerin beslenmesi belli kurallara bağlı şu anda, 14 Ocak’a kadar kısırlaştırılmış ve veri tabanına kaydedilmiş olması gerekiyor, ancak o zaman beslenmesine izin veriliyor.
Ne kadar kısırlaştırsanız da bu hayvanlar hırçın oluyor. Yurtdışında sahiplerini  öldürdükleri olaylar oldu, televizyonda görmüşsünüzdür.

Peki sizce insanlar bu köpekleri neden besliyorlar?
Eskiden dövüş yaptırıyorlardı, hatta para için dövüştürüyorlardı. Onlar yasaklandı şu anda. Aslında bu pitbull dediğimiz hayvan doğasıyla oynadıkları için öyle. Ama sadece Türkiye’de değil, her yerde yasaklanıyor şu an.

Hiç barınakları ziyaret ettiniz mi?
Bir kere Beşiktaş Belediye Barınağı’na gittim, o kadar. Köpek almaya gitmiştik.

Sahiplenmek için mi?
Evet.

Siz besliyor musunuz köpek?
Kendi evimde yok şu anda. Bazen müşterilerin köpeklerini götürüyorum evime onlar tatile gittikleri zaman.

Son çıkan genelgede sokak hayvanlarının toplanacağı, kısırlaştırılacağı, rehabilite edileceği söyleniyor. Hayvanseverler ise barınakların durumunun çok kötü olduğunu söylüyor.
Barınakta görevli olan bir arkadaşım var. Barınaktaki hayvanlara çok eziyet verildiğini yazmış dün Facebook’ta. Ölüme terk ediyorlar hayvanları. Kısırlaştırılan bir hayvana bir hafta iyi bakılması lazım, hasta bezi kullanılması lazım. Hayvanları kısırlaştırıp atıyorlarmış kafesine. Yemek, su yeterince veriyorlar mı, vermiyorlar mı belli değil.

Kısırlaştırıldıktan sonra alındıkları yere geri bırakılmaları lazım, değil mi?
Onu mahalledekilerin, kim arayıp söylediyse onun takip etmesi lazım, bir hafta sonra gelmesi lazım hayvanın. On gün sonra dikişler alınıyor. Eriyenle dikiyorlar, eriyen de on gün sonra düzeliyor zaten. On gün sonra hayvanın getirilmesi lazım o noktaya.

KÖPEĞİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKMAYIN

Peki bir çocuk bir köpekle karşılaştığında nasıl davranmalı?
Köpeğin gözünün içine bakmaması lazım. Köpeğe direkt bakarsa köpek tehdit algılıyor. Bir de köpeği görüp kaçmaması, koşmaması lazım. Koşuyor musunuz, o köpek arkanızdan gelir. Durması lazım, yavaşlaması lazım. Baktı çok vahşi bir köpek, saldıracak, başka bir çare yok. Mesela siz, bir köpekle karşılaştınız, pitbull mesela, hiçbir çareniz yok. Yüzükoyun yatacaksın. Hiç kımıldama. O hayvan sana kesinlikle dokunamaz. Kaçarsan yakalar, o zaman ısırır.

Yüzükoyun yattığın zaman?
Tabii cesaretiniz varsa… Yüzükoyun yattığınız zaman o hayvan size kesinlikle ellemez. Oturur orada bekler sizi. Yatacaksın, o biraz bekler, ondan sonra gider, gittiği zaman kaçacaksınız, başka çaresi yok.

Ölü taklidi yapmak gibi bir şey yani? Isırmaya kalkmasın o zaman?
Isırmaz. Hareket ederseniz ısırır. Direkt yatacaksınız yüzükoyun, o size kesinlikle dokunmaz.

Köpeklerden korkanlara bir mesajınız var mı?
Köpeklerden korkanlar köpeklerin yüzüne bakmasınlar. Köpeklerden kaçmasınlar. Onlara biraz daha sevgiyle yaklaşsınlar. Korktuğunu hissettirmemek lazım. Yüzüne bakmadan, onu görmemiş gibi giderseniz o hayvan size bir şey yapmaz. Yüzüne korkarak baktığınız zaman o hayvan korktuğunuzu hissettiği için üstünüze gelmeye çalışır. Siz kaçmazsanız gene bir şey yapmaz. Kaçmaya kalktığınız zaman da peşinizden koşarak, havlayarak gelir.