Yazar: Admin

“Kirli kuruluşlar bile Kanal İstanbul’un riskini almak istemiyor”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Ekonomist Murat Kubilay’la Kanal İstanbul projesinin ekonomik boyutunu, gelir ve maliyetiyle ilgili tahminlerin gerçekçi olup olmadığını, Çin ve Katar gibi olası finansman kaynaklarını konuştuk. Kubilay, henüz proje için ihale yapılmamışken 26 Haziran’da yapılması planlanan temel atma törenini “temsili” olarak değerlendiriyor. “Temsili başlangıçlar olabilir. Ama ben projenin kesinlikle bitirilebileceğini düşünmüyorum. Hatta finansman bulabileceğini de hiç zannetmiyorum,” diyor.

muratkubilay

CHP NASIL HEYECAN YARATABİLİR?

kilicdaroglu2

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

CHP, kendisi için çizilen sınırların dışına çıkamıyor. “Halkın hassasiyetleri, ülkenin bekası, milli menfaatler” bu sınırları oluşturuyor ve bu sınırları Cumhur İttifakı belirliyor. CHP, bu sınırların halkta da bir karşılığı olduğuna inanıyor ve Cumhur İttifakı’nın herhangi bir anda (çoğu zaman gerçek sorunları örtbas etmek için) belirlediği gündem karşısında hep savunmada kalıyor. Dini semboller gündeme geldiğinde eski CHP olmadığını ispat etmeye çalışırken, Kürt sorunu, Kürt sorununun dış politikadaki yansımaları ve HDP’nin Millet İttifakı’yla ilişkisi konusunda hep ikircikli davranıyor. Kendi kazandığı belediyelerin performansıyla övünürken, HDP’li belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlara açıkça karşı çıkamıyor. Millet İttifakı’nda yer alan ya da yer alması beklenen sağ partileri ürkütmemek gibi bir bahanesi de var kuşkusuz, ancak halkın ve ittifak ortaklarının hoşuna gitmeye çalışırken sanki kendi kimliğini bulamıyor. Üstelik CHP’nin köşeye sıkışmışlığı sadece taktiksel değil.

Bir asansör meselesi

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Processed with VSCO with b5 preset
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Yukarı çıkmak için bekledikleri asansörün hem aşağı hem de yukarı kat çağrı tuşuna basan insanların arasındayım. Asansör kuyruğundayım. Kalabalık bir plazada çalışmanın en boktan kısımlarından birisi… Bir diğeri de şirket etkinlikleridir. Ne diyordum? Ha! Asansör kuyruğu! İyi üniversitelerin iyi bölümlerinden mezun olmuş yüzlerce insan şark kurnazı gibi odalarına çıkmak için binecekleri asansör aşağı katlara doğru inerken dahi asansöre biniyorlar. Lobide asansör beklerken eksi birinci ya da eksi ikinci kata inen bir asansöre binmenin sebebi daha fazla beklemeden masalarının başına dönmek istemeleri. Bu arada eksi birinci, eksi ikinci diye kat olur mu emin değilim? Sayı doğrusu değil ki bu! En alt kat ilk kattır. Lobiyi orijin olarak almak bana asla mantıklı gelmemiştir.

kentsel dönüşümde finansman sorunu çözümsüz değil

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Fotoğraf: Irmak Akman

30 Ekim’de Ege Denizi’nde yaşanan ve 115 kişinin ölümüne, özellikle İzmir Bayraklı’da büyük hasara yol açan depremin ardından, mevcut kentsel dönüşüm sisteminin vatandaşların can güvenliğini sağlayıp sağlamadığı sorusu yeniden gündeme gelmişti. Sistemdeki sorunlar yüzünden kat maliklerinin riskli bina denetimini yaptırmaktan kaçındığı ortaya çıkmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017’de düzenlediği Şehircilik Şûrası’nda Kentsel Dönüşüm Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, afet odaklı kentsel dönüşümün önündeki en büyük engelin finansman sıkıntısı olduğunu ortaya koyuyor; detaylı ve somut çözüm önerileri sunuyor. Ancak raporun hazırlanmasından bu yana üç yıl geçmesine rağmen çözüm önerilerinin hayata geçirilmediği, kaynakların bu alana yönlendirilmediği ve sistemdeki sorunların sürdüğü görülüyor.

“Kamunun da, bankaların da toprağa milyon dolarlar gömen bu sektörü finanse edecek kaynağı yok.”

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Photo02_3
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Finans Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Gayrimenkul Türkiye yazarı Prof. Dr. Ali Hepşen ile ParaAnaliz ekonomi yazarı ve gazeteci Çetin Ünsalan’a gayrimenkul piyasasının ekonomik krizden nasıl etkilendiğini ve sektöre özgü sorunları sorduk.

Mimari gözle İzmir’in dönüşümü

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

orcan-gunduz.jpg

Prof. Dr. Orcan Gündüz, kentsel dönüşümün kentlerin fiziksel dokusuna ve sosyal yaşama olan etkilerini 150 yılı aşan bir dönemi kapsayacak şekilde İzmir örneğinde ele aldı. Birkaç güne yayılan, uzun ancak keyifli ve öğretici söyleşileri kısaltmaya çalışırken, insanlığın tarihini özet olarak isteyen kralın görevlendirdiği bilginlerin cilt cilt kitaplardan “doğdular, çektiler, öldüler” cümlesine indirgenen özeti de aklımıza gelmedi değil.

Benim İstanbul’um: Kentsel dönüşüm ve kent imgesinin dönüşümü

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

BerilAcikgoz_BenimIstanbulum
Görsel: Elif Mercan

Kentsel dönüşüm farklı yönleriyle ele alınan ve bu ele alınış biçimlerine göre de farklı şekillerde adlandırılan bir kavram: Kentsel yeniden yapılanma, mutenalaştırma, soylulaştırma, gentrifikasyon, seçkinleştirme vb. Konu ile ilgili çok fazla çalışma, yüksek lisans ve doktora tezi, proje çalışmaları ve bunlardan üretilmiş makaleler mevcut. Bu çalışmalar konuyu farklı doğrultularda ele alıyor: Planlama ölçeğindeki teknik çalışmalar, yeme alışkanlıklarından günlük yapma-etme biçimlerindeki değişimlere kadar uzanan kültürel çalışmalar; ekonomik ve sınıf temelli çalışmalar vb. Bu yazıda kentsel dönüşüm olgusunu İstanbul üzerinden, duygular ve gündelik hayat pratikleri üzerindeki etkileri açısından ele alacağım.

Sosyo-mekânsal farklılıklar: Güney Kore örneği

Özge Taylan, taylan.ozge@gmail.com

gorsel1
Fotoğraf: Özge Taylan, 2017, Seul

Şehirler birbirinden farklı dokuları ve insanları barındırmaktadır. Şehirlerde olan biten, sosyolojik olduğu için bizleri doğrudan etkilemekte. Bu yazı, hem sosyo-mekânsal farklılıkların kaynaklarını anlama hem de Türkiye’de nispeten az tanınan Asya ülkelerine dair çalışmalara ve bilgi dağarcığına katkı sunma amacını taşımaktadır.

Geçmişten geleceğe kentlerimiz

Yılmaz Şerif, grupalbatros@gmail.com

mersin
Mersin Ulu Cami ve Gümrük Meydanı, 1970’ler

1952 yılında babamın memuriyeti nedeniyle Adana’dan Mersin’e göç ettiğimizi çok net bir biçimde hatırlıyorum. Adana’dan taşınma esnasında yollarda gördüğüm portakal, limon ve diğer meyve ağaçları eşliğinde Mersin Bahçe Mahallesi’ndeki evimize yerleşmemiz bir günümüzü almıştı.