Kategori: Mithat Erdoğan

Why don’t we do it in the road? *

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Mithat gorsel
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Köy kahvesinin önündeki kuyunun yanında duran bisikletime biniyorum. Henüz iki-üç pedal gitmişken bir anda sokak lambaları kapanıyor. Yollara zifirî bir karanlık çöküyor. İlkbaharın son günlerinde yağan şiddetli yağmur ve fırtınanın dengesini bozduğu yüksek gerilim hattının tamirine bu saatte başlamış olmalarına sevinçle karışık şaşırıyorum. Zira sabahtan beri evdeki elektronik aletler gidip gelen voltaj yüzünden hayatında ilk kez kavramsal sanat sergisine giden yeni yetme sanat sever gibi ambale olmuş ve ne yapacaklarını bilmez durumdalar.

Vinç kültürü

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Photo19_27
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

O hüzünlü, iyi ve yalnız bir genç kız.
Yirmi beş yaşında, gece korkusu ve biraz da melankoli taşıyor.”
Julio Cortazar – Cadı öyküsünden

“Çeşmeli Vinç” yazısının hemen üstünde yanıp sönen beş adet parlak beyaz lambası, taksi sarısı rengi ve daracık bir barda konser veren, tamamı üniversiteli gençlerden oluşan bir rock grubu kadar gürültülü motoru ile Mercedes model bir kamyon yaklaşık on, on beş metre kadar önümde durmuştu. Otostop çekenlerin hemen hemen tamamı gibi sağ elimin baş parmağı yukarı bakacak şekilde yolun kenarında dikilmekteydim. Baş parmağım ve sağ elim kamyonun dururken çıkardığı toz dumanın içinde gözden yitmişti.

Sahil şeridi

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Processed with VSCO with ke1 preset
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Yarım saatlik bir dinlence ve kahve molası için oturduğum kafede haddinden fazla zaman geçirdiğimi fark etmiştim. Masanın üstündeki kitap, defter, kalem ve fotoğraf makinelerinden mütevellit dağınıklığımı hızlıca toparladım. Garson kızdan jest ve mimiklerim vasıtası ile istediğim hesabı beklerken çantamı sırtıma takmıştım bile. Dört gün sürecek bir seminerin ikinci gün programına katılmak için Mali Müşavirler Odası’na gitmem gerekiyordu. Hava çok güzeldi, yürümeyi tercih etmiştim. Sahil boyunca gerçekleştirilecek otuz dakikalık bir yürüyüş hedefime varmamı sağlıyordu. Üstelik deniz kenarından yürüyecektim.

Göç yolları

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Son zamanlarda İstanbul’dan göç edip hayatına daha küçük şehirlerde devam etme kararı alan insanlarda hızlı bir artış olduğunu, bu durumla daha sık karşılaşmaya başladığınızı fark etmişsinizdir. Ben de yakın zamanda bu kervana katıldım ve İstanbul’u bırakıp Muğla-Fethiye’deki Kayaköy isimli sakin tatil beldesine yerleşmeye karar verdim.

Bu kararı almak kolay olmadı tabi ki. Bu süreçte karşıma çıkan muhtelif soru işaretleri ve belirsizlikler ve bu soru işaretleri ile belirsizliklerin yarattığı bilumum endişe ve korku mevcuttu. Fakat bir şekilde korku ve endişelerime rağmen bu kararı alabildim. Kayaköy’e yerleşir yerleşmez de benim geçtiğim yollardan benden önce geçmiş bir sürü insan olduğunu gözlemledim. Sonrasında ise sürecin onlar adına nasıl işlediğini, ne gibi endişe ve korkularla karşılaşarak benim aldığım kararı alabildiklerini ve halen mücadele ettikleri endişe ve korkuları olup olmadığını öğrenmek için onlarla görüştüm.

Tavuklar, horozlar, sincaplar

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

 

mithat2
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

 

Bu satırları yazarken güneş tam arkamdan enseme vuruyor. Üç gün evvel taşındığımız evimizin verandasında üzeri rengarenk boya lekeli emektar ahşap masamızda oturmuş etrafa bakınıyor, yine arkamdan esen hafif serin rüzgarın kulaklarıma vurmasının tadını çıkararak dinleniyor ve boş boş etrafa bakınıyorum.

Yevmiye

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

yevmiye
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

“Hep Gazanfer abinin işleri bunlar!” diye söylendi kendi kendine. Dün akşam Zeyrek’ten Fatih’e bekar odasına doğru seğirtirken yolda karşılaşmışlar, “Cemil, Salı sabahı yanıma uğra bir boya işi var, seni de yollayayım,” demişti. Eminönü’nde yediği balık ekmek – helva sonrası çay isteği giderek arttığı için şaklattığı damağını bir kez de keyifle şaklatmış ve “İyi lan, yarının da yevmiyesi çıktı!” diye sevinmişti.