Güneydoğu’da kadın olmak ve süper güçler üzerine

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Güne zinde başlamak için yetersiz, ama günü geçirtmeye yetecek kadar bir uyku ile, daha fazlasına da hayır demeyecekken, çocukların çığlıklarıyla açıldı gözleri. Süper kahramanımızın mesaisine start verilmişti bile. Birilerinin başı dertte olmalıydı. Sıçrayarak yerinden fırladı, çocukların odasına gitti. Her zamanki gibi birbirine sataşan iki küçük canavarın keyfi yerindeydi. Herkesin can güvenliği, karın tokluğu, evin düzeni ve huzuru sağlandıktan sonra kahramanımız kostümünü giymiş ve dış dünyaya yardım için kendisini sokaklara atmıştı. Uzay üssünü andıran aracı bakımda olduğundan bugün toplu taşımaya kalmıştı. Çocuklar eteklerinden aynı kuvvetle iki yana çekiştirdiklerinde, otobüste dengesini sağlama gücüne sahip olduğu için çok şanslı olduğunu düşündü. Annesi her zamanki gibi panik yapıp, onları sokakta beklemeyi evde beklemeye tercih etmişti. Anneyi de alıp hastaneye gittiler. Küçük çocuk susadığını söyleyerek mızmızlanmaya başlamıştı ki çantadan hemen onun en sevdiği matarasına doldurulmuş su çıktı. Annenin ilaç raporu yenilenecek ve kontrol muayenesi yapılacaktı. Anne Türkçe bilmediğinden ve ev dışında kendi başını beceremediğinden, ona refakati şarttı. Annesinin kullandığı ilaçların listesi de kendindeydi. Üstelik doktorun anlattığı ilaçların kullanım şeklini o da bilmeliydi ki, annenin yanlışlarını önleyebilsin. Anneden sonra muayene sırası kendisindeydi. Göz kulak olması gereken birbirinden çocuk üç kişi ve evde bekleyen bir sürü iş varken çabuk olmalıydı. Tek bir hamlede açtı sırtını, kafasının üstünden önünde topladı çarşafını. Muayene sonrası da çarşafını geri atarken, çarşafın içine hava dolarken, pelerini ile gökyüzünde süzülen bir süperkahraman ciddiyeti ile bakıyordu gözleri. “Neyim varmış?” diye sordu. Eteklerindeki çocuklar da şaşkın gözlerle bana bakıyorlardı. Normaldi muayenesi, basit bir soğuk algınlığı vardı sadece. Telefonu çaldı, kızgın bir ses tonuyla açtı ve yüksek sesli konuştu. Kocasıydı sanırım. Anlamıyordum ne konuştuklarını. Annenin reçetesini aldı, kendi reçetesini bekleyemeyeceğini söyledi. Çocukların berelerini giydirip kanatlarına sardı. Tüm kadınlar pelerinsiz süper kahramanlardı. Güneydoğu’da ise kadınlar bilgileri, kapasiteleri ve güçleri dahilinde kendilerinden beklenilenler düşünüldüğünde fazlasıyla sıkışıp kalıyorlardı. Kimisi basit bir sorum sonrasında dakikalarca ağlıyordu ailevi sorunlarından bahsetmeye başlayıp. Engelli çocuklar, ilgisiz ve baskıcı eşler, maddi kısıtlılıklar ve en çok da cehaletti aslında ağladıkları. Belki benim gibi farklı bir coğrafyadan, farklı kültürden ve altyapıdan gelen bir objektif kişiydi deşarj olmasına vesile olacak olan. Yoksa iyi niyetli temenniler dışında pek de bir şey diyemiyordum ki…

Reklamlar