Koca dünyalar ve küçük insanlar

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Film festivalleri ve ödül törenleri aracılığıyla seçkin olduğunu umduğumuz filmler hakkında ipuçları alarak izleme listelerimizi güncellediğimiz bir kış dönemini geride bıraktık (sevgili sinemaseverler diye bitirilesi bir cümleyle birlikte). Cemreler düştü, kağıt üstünde kış bitti, Virginia Woolf gibi ‘kimseye hiçbir borcumuz da yoktu belki ve öyleyse bir baharı hak ediyorduk’, ama olamadı. Denk geldiğim filmlerin çoğu da beklentimi karşılamadığı ya da üzerine yazılacak bir ilham bulamadığım için de sanırım bu yazı, hem bir şey yapmayan, hem başkalarının yaptığını beğenmeyen kişi homurdanmalarıyla geçecek. Memnuniyetsiz ifadeyle “Kim kesti bu saçı?” diye soran kuaför gibi olacağım. Meslektaşıma ya kötü diyeceğim, ya eksik bulacağım. Yaşıtım kişi çocuksu olacak ya da hayat gailesi olmayacak. Bir tanıdık daha doğduğu gün itibarıyla sahip olduğu olanaklardan ötürü hayata 5-0 önde başlamış olacak. Millet yata yata okuyacak, işi hazır olacak, kafaya bir şey takmadığı için neye üzüleceğinin farkında bile olmayacak, verileni güzelce yaşayacak. “Ba-yıl-dım lafına bayıldığımız doğrudur” ya da “bayılıyorsak meğer” gibisinden yorumlar yaparak mutlu olacak. Ama ben, ben yok mu ben, ne iyi mağdur olacağım, nasıl da mağdur, mükemmel olacağım. Anti-klişe timi asil üyesi ve kalipso kraliçesi olarak ritmik hareketlerle herkesi mutsuzluğa bulayacağım. Sonunda ise “Almanlıktan aldığım tadı hiçbir şeyden almadım” karikatüründeki Hitler gibi hissedecek ve size İsveç’te izlediğim Türk filminden ve de belki dönercilerden bahsedeceğim.

koca dünyaReha Erdem’in son filmi “Koca Dünya” [Big Big World, 2016]’yı, İskandinavya’nın en büyük film etkinliği olan Göteborg film festivalinde izleme şansım oldu. Sinemanın, insanı birkaç saatliğine de olsa tüm gerçekliklerden koparıp başka bir boyuta götüren ve hafifleten büyüleyici etkisini hissettiren bir film oldu benim için. Hoş, huzurlu düzeni ve mükemmel insanı ile İsveç’in kısa bir süreliğine de olsa benim gerçeğim olmuş olması da, benim için bir yandan fazlaca gerçek dışıydı. Neyse ki gittiğimde valizim kayboldu da, mutluluğa geçişim ani olmadı.

“Koca Dünya”da, yetiştirme yurdunda beraber kaldıktan sonra yolları zorla ayrılan iki kardeş olan Ali ve Zuhal’in birlikte kaçış hikayesi anlatılıyor. Hansel ve Gretel’e serzenişte bulunulduğuna dair yorumlar da yapılmış. Kan bağlarından şüphe etmelerine karşın, Freudyen bir ilişkiye karşı farklı şekillerde iç savaşlarını veren kardeşler, hem birbirlerine, hem de doğaya sığınırlar. Eğlendirmeyen panayırdaki çocuk türkücünün çocukluğunun güzelliğini maskeleyen, çirkin makyajlı “koca dünya” tarafından unutulmayı umarlar. Seyirci, kimsesiz ve parasız iki çocuğun acımasız toplumun çarpıklıklarından kaçmaya çalıştığı bir dramı izlemeyi kabullenmişken, müthiş bir doğada kendilerine yeni bir dünya yaratan Mi-mi ve Kum-kum’un başına gelen doğaüstü olaylar ile şaşırmaktadır. Aile sevgisinin yokluğu ve bu yokluğun bedeli ile yüzleşme ise, ormanda geçmişten izler kadar kendilerini de aramak uğruna yollarını kaybedenlerin aynalarından yansıyan ışıklar aracılığıyla olmaktadır. Yüzleşecek cesaret kişinin içinde olsa da, yüzleşmeyi sağlayacak ışığın kaynağı gene doğa olacaktır; herkese kucak açmasına rağmen hiç kimsenin naifliğini bozmasına da boyun eğmeyecek doğa… Reha Erdem’in çoğu yapımında beraber çalıştığı görüntü yönetmeni Florent Herry, Nil Frahm’ın piyano tınıları eşliğinde, güzel olduğu kadar zehirleyici olabilen meyveler, anlık görünüp kaybolan tehditkar yılanlar ile doğanın zenginliğini kadar gücünü de bizlere gösterirken, aynı zamanda insanoğlunun ne kadar aciz ve bencil olduğunu da hissettiriyor. “Doğayla savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz,” diyen Fransız ekolojist ve astrofizikçi Huber Reeves’e katılmamak mümkün değil.

Sinemanın amatör ruhlu bir takipçisi olarak izlediklerim, düşündüklerim, çağrışımlarım ve naçizane yazılarım da tüm absürd realite karşısında kendi ‘koca dünya’mdan yegane kaçış noktam oldu sanırım. Üstelik fantastik ya da bilim kurgu dahil tüm filmler, kurgusallıklarına rağmen haberlere kıyasla gerçek olmaya daha bile yakınken…

20170121_155101

Fotoğraf: Canan Gündüz, Stockholm, Ocak 2017

Reklamlar