Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Yuval Noah Harari, Sapiens isimli kitabında, Scottish Widows (İskoç Dulları) isimli büyük emeklilik ve sigorta şirketinin doğuş hikayesini anlatır. Hikayeye göre 1744’te İskoçya’da presbiteryen din adamları Alexander Webster ve Robert Wallace, ölen din adamlarının geride bıraktığı dul ve yetimlere ödenek sağlayabilmek için bir hayat sigortası fonu oluşturmaya karar verirler. Buna göre kilise üyelerinin her biri gelirlerinin küçük bir kısmını fona yatıracak, fon yatırımlar yapacak, ölen kilise görevlilerinin eşleri de yaşamlarını rahat geçirmelerine yetecek bir tazminatı fondan alabilecektir.

Burç Köstem, burckostem@gmail.com

Delik kazmak içindir…
Delik içinden bakmak içindir,
Dünya üstünde durmak içindir. (1)

Dünya, Dubai tarafından İran Körfezi sularında kum ve taştan inşa edilmiş 300 adadan oluşuyor. Dubai yönetiminin Hollandalı “deniz tarama” (dredging) şirketleriyle anlaşarak inşa ettiği bu adaların esas amacı, şehrin sınırlı sahil şeridini uzatarak, plaja yakın otel ve evler inşa etmek. Kuşbakışı dünya haritasını anımsatan Dünya adaları, aslında kapitalizm ve modern dünyayla ilgili bazı alışılageldik tespitlerin en yalın halleriyle görülebileceği yerler. En başta dünyayı ulus devletlere ayrılmış, eşitsizliklerden arındırılmış düz bir yüzey olarak tahayyül etmek ve bu yüzeyi topyekun tüketime adanmış bir sahil kıyısına dönüştürmek oldukça düşündürücü. Dahası şehirden fiziksel olarak ayrılmış olan adalar aslında birer kapalı site (gated community) görevini de görüyor. Toplam yüz ölçümü 800 futbol sahasını aşan Dünya adaları, Dubai’nin pek çok suni ada inşasından sadece biri. Bu suni adalardan Palm Cumeyra’da hali hazırda insanlar yaşıyor. Ancak Dünya adalarında ev ve otel inşaatları, gerek 2008 finansal krizi, gerek adaların batma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasından dolayı bir hayli gecikmiş. Yatırım ağırlıklı olan bu “çılgın projeler,” inşa aşamasında yolsuzluk ve adaletsizliğe bürünmüş birer rant kapısı olarak da işlev görüyor. Ancak bu ekonomik ilişkilerin ötesinde suni adalar aynı zamanda insanın ve teknolojinin doğaya karşı edindiği en son zafer, refah ve medeniyetin simgesi ve hatta birer ulusal gurur kaynağı olarak yansıtılıyor.

Aylin Yardımcı, aylinyrd@gmail.com

bitcoin_2
Çizim: Elif Mercan

Birkaç yıldır küresel finansal sistemin üzerinde bir hayalet dolaşıyor, bitcoinin (veya kripto para birimlerinin) hayaleti. Bu hayaletin hedefi, para birimlerinin tabi olduğu merkeziyeti ortadan kaldırmak ve parayı bağımsızlaştırmak. Yazıya aşırı kullanılmaktan aşınmış bu Karl Marx alıntısıyla başlamamın sebebi entelektüel pozculuk değil, yazının konusu olan bitcoinin yaratıcısının gerçekten bir tür hayalet olması. En popüler kripto para birimi olan bitcoin, kendisini Satoshi Nakamoto adıyla tanıtan gizemli bir (veya birden fazla) yazılımcının icadı. İsim kulağa Japonca gibi gelse de bu kişi veya grubun uyruğu veya diğer özellikleri hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Bitcoin kağıt para gibi fiziksel varlığı olmayan, düşük işlem ücretleriyle elektronik ortamda hızlı şekilde değiş tokuş edilebilen bir para birimi. Geleneksel parayla arasındaki en önemli fark, arkasında merkezi bir otorite bulunmaması. Ulusal para birimleri bağlı oldukları merkez bankalarının para politikaları etkisinde değer değişimi yaşama olasılığına açıkken, tamamen bağımsız olan bitcoinin değerini belirleyen tek şey kullanıcılarının harcama davranışları.

Özen B. Demir, bltndmr@gmail.com

20170118113123801_0001
Çizim: Pınar Dönmez

“[…] [D]ünya muammasının gerçek, kesin çözümü insan zihninin bütünüyle idrak ve tasavvur edemeyeceği bir şey olmalıdır; dolayısıyla daha yüksek türden bir varlık çıkıp onun bize verdiği bütün sıkıntıyı alsaydı, yapacağı açıklamaların hiçbirini kesinlikle anlayamazdık. Bu itibarla şeylerin nihai yani ilk sebeplerini, dolayısıyla ilk varlığı, mutlakı veya başka her ne şekilde adlandırmayı tercih ediyorlarsa onu ve onunla birlikte dünyanın neticesinde doğduğu, veya sudur ettiği, veya düştüğü, veya vücuda geldiği, varlığa bırakıldığı, tard edildiği ve açığa çıkarıldığı süreç, sebep, saikler yahut her ne ise bildiklerini iddia edenler, eğer şarlatan değillerse maskaralık edenler, boş palavracılardır.” (Schopenhauer, 2014: 140).

Aylin Yardımcı, aylinyrd@gmail.com

attachment-1
Fotoğraf: Murat Odabaşı. Spitsbergen, Kuzey Buz Denizi (Norveç) Ağustos 2016

Kasım ayındaki ölçümlere göre Kuzey kutbunun ısısı mevsim normallerinden tam yirmi derece fazla. Bilim adamları bunu benzeri görülmemiş ve şoke edici bir gelişme olarak değerlendiriyor. Kutup dairesine sınırı olan 8 ülkeden oluşan (ABD, Kanada, Norveç, Finlandiya, İsveç, Danimarka, İzlanda ve Rusya) Arktik Konseyi’nin hazırladığı direnç raporu (Arctic Resilience Report), eriyen buzulların etkisinin Hint Okyanusu’na kadar hissedileceğini söylüyor ve bunun küresel etkilerinin kontrol edilemez bir hal alabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.