Kategori: Görüş

Teknolojinin homosapiensle imtihanı: Tıp ve teknoloji

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Canan gorsel
Görsel: Tolga Özasıl

“Tıp çok ilerledi. Eskiden böyle miydi?” Bizleri büyüten sözler acaba geçmişten bugüne ne kadar büyüdü? Doktorların sadece muayene ile tanı koyup tedavi ettiği, ölümlerin neredeyse hepsinin “kalp” kaynaklı olduğu dönemleri de biz görmedik tabii. Günümüzde ise, doktorların sadece muayene ile tanı koyabilme yetilerinin nispeten körelmesinin yanı sıra hem hukuki açıdan kendini korumak, hem de hastanın güvenini sağlamak amacıyla tetkiklerden yardım istememek neredeyse imkansız. Diğer yandan, tedavisi muhtemelen mümkün olmayan birtakım hastalıkların tanısı için ileri tetkik girdabında sürüklenen hastaların da ölümleri eninde sonunda herkes gibi “kalp” kaynaklı olmaya devam ediyor. Akademik merakın hastalığın önüne geçtiğini düşünen bazı hastalar hastaneye gitmemek için koşullarını zorlarken, bazı hastalar ise fazla sonuç odaklı buldukları doktorların alternatiflerini farklı kurumlarda araştırmaktan yorulmuyor. Uzay çağına geçecek olsak bile, malum kahramanlarımız, hastaların ve de sağlık çalışanlarının hâlâ eski sürüm “homosapiens” olmaları nedeniyle belli klişe söylemler ve davranışlar yeni nesillere aktarılmaya devam ediyor. Neyse ki, her şeye rağmen, teknolojik gelişmelerin önü kesilmiyor.

Beden ve teknoloji

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

beril-gorsel1

Teknoloji konusunda birkaç sayfalık bir yazı yazmanın, bu kadar konuşulan, yazılan, çizilen bir konu hakkında bir şeyler söylemenin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Çok yazılıp çiziliyor, çünkü üzerinde en fazla yatırım yapılan alan ve çok hızlı gelişmelerin de gözlendiği bir alan. Teknolojinin insan aklının algılamakta zorlandığı bir hızda ilerlemesinin ötesinde, bu hızlı ilerlemenin neticesinde zaman zaman -günlük hayatımıza sirayet ettiği kadarıyla- teknoloji ile başa çıkmakta zorlanıyor ve zamansal olarak algımızın ötesindeki bu gelişmeyi yorumlamaya çalışıyoruz.

Reklamın cinsiyeti mi olur?

Özlem Gökçe, gokce_ozlem@hotmail.com

ReklaminCinsiyetiMiOlur
Çizim: Elif Mercan

Ürün veya hizmet pazarlama stratejilerinden olan reklamlar hayatımızın her alanında kendini gösteriyor. Kah kent sokaklarında yürürken karşımıza çıkan bir panoda kah en sevdiğimiz diziyi izlerken birden gözümüzün önünde beliren bir televizyon reklamında gün içinde sık sık tanıtıcı görsellere maruz kalıyoruz. Tüketici olarak belli bir ürün için özel hazırlanmış görsele bakarken ya da filmini izlerken çoğu zaman farkında olmadan ürünün ilişkilendirildiği tüketici grubuyla ilgili yeni bir algıya sahip olabiliyoruz ya da var olan algımız pekişiyor. Son yıllarda kendisine internet gibi önemli bir rakip edinse de özellikle televizyon reklamları hala kadın erkek rolleri açısından önemli ipuçları sunmakta.

Senin fıstığın değilim

Aslı Altınışık, aca04@mail.aub.edu

Şeker sevgisi ve toleransı yüksek biri olarak Lübnan tatlılarını çok ortalama buluyorum. İsimlerinin çoğu bizim tatlılarımızla aynı olmakla birlikte tatları pek vasat geliyor muhallebinin, baklavanın ve künefenin. Çok denedim, çok hüsrana uğradım. Neyse ki sonunda midemi mutlu eden bir istisna buldum, o da “mamul bil aşta,” yani irmik katmanları arası krema tatlısı.

gorsel1
Kaynak: “Maamoul Mad Bil Kashta” Youtube videosu

Bir Netflix yorumu: Çav Bella mı distopya mı?

Veysel Sönmez, veyselsonmez@sabanciuniv.edu

Gorsel2_veysel

Dijital dönüşüm ve hizmet sektörünün dijitalleşmesi son yıllarda en konuşulan konulardan biri haline geldi, öyle ki artık hayatımızın çok büyük bir bölümü ya akıllı telefonlara indirdiğimiz ya da bilgisayarlarda kullandığımız uygulama ve hizmetlerde geçiyor. Küresel uygulama (app) ekonomisinin 2021 yılında 6.3 trilyon dolar üzerinde bir değeri ve 3.4 milyar kullanıcı sayısını yakalaması bekleniyor [1]. Bu beklentinin ardında istenen hizmete ya da içeriğe kolay, hızlı ve düşük maliyetle erişebilme avantajı yatıyor. Düşük ücretler ödeyerek anında istediğiniz şarkıları istediğiniz kadar dinleyebiliyorsunuz, hemen hemen istediğiniz içeriği uzun süre aramadan bulabiliyorsunuz ya da bu içeriklere filmcehennemihdhadiizlesene.com gibi yüzlerce sayfada karşılaştığınız ve istenmeyen reklamlara maruz kalmadan ulaşabiliyorsunuz. Özellikle İngilizce’de binge-watching olarak geçen dizileri peş peşe izlemeyi çok seven biri olarak çıktığı andan itibaren Netflix de benim en sevdiğim ve kullandığım uygulamalardan bir tanesi oldu.

Hâkim kozmolojinin iflası

Çağdaş Dedeoğlu, ataydede@gmail.com

 

deda_NisanMayıs
Çizim: Elif Mercan

 

İnsan, doğayı durmaksızın dönüştürüyor. 1960’lardan bu yana, söz konusu dönüşümün ekosistemler üzerindeki yok edici etkisini önlemeye yönelik kitaplar, makaleler yazılıyor, uluslararası çapta oluşumlara gidiliyor, anlaşmalar yapılıyor. Tüm bunların öncelikle ekonomiye odaklanması ise tesadüf değil. Ne de olsa endüstriyel kapitalizm, oyunun kurallarını ziyadesiyle değiştirdi. Bu nedenle, ideolojik mücadelenin, ekonomik büyüme yanlıları ile, dünyamızın büyüme fetişini daha fazla göğüsleyemeyeceği fikriyle birlikte, ekonomik büyümenin gerek ekolojik gerekse sosyo-ekonomik adaletsizliği beraberinde getirdiğini savunanlar arasında devam ettiğini söylemek mümkün. Pratikte tarafları sınıflandırmak bu kadar kolay olmasa da, ekolojik sorunların kaynağını hakim ekonomik modelde görenler çoğunlukta. Bense bu yazıda meselenin başka bir boyutuna işaret etmek istiyorum; ekonomik modelin de içinden çıktığına inandığım bir boyuta. Bunu, kısaca, dinsel boyut olarak ifade etmeyi tercih ediyorum. Burada, peşinen belirtmem gerekir ki, din kavramını farklı ve biraz da geniş bir tanım çerçevesinde kullanacağım. Bu temelde, izleyen satırlarda, bugün karşı karşıya olduğumuz ekolojik sorunların, yüzyıllardır toplumlara yerleşmiş hakim kozmolojiden (evren hakkındaki görüşlerden) kaynaklanabileceğini göstermeyi umuyorum.

Kırılma noktasındaki dünya

Ozan Şakar, ozan_til@yahoo.com

kirilmanoktasindakidunya web
Çizim: Pınar Dönmez

Dünyada bir şeyler oluyor.

Ukrayna parçalanmış. Suriye yıllardır kan kaybediyor. Irak, Afganistan belini doğrultamıyor. Libya allak bullak. Macaristan’ın hayalperest lideri her şeyi komplo teorilerine bağlıyor. Avusturya’da aşırı sağ bir irin gibi akıp her yeri kaplıyor. Polonya hukuktan kopuk bir yere kayıyor. İtalya’nın borcu arşı geçmiş. Yunanistan’da gençler baba ocağına geri taşınmış, bulurlarsa üç kuruş maaş ile yiyecek peşinde. Venezüela karman çorman olmuş. Kuzey Kore’nin saçı berber görmemiş bıçkını füze üstüne füze sallamakla meşgul. Amerika ekonomisi yıllardır bıçak sırtında, FED ağzını her açtığında piyasalar sallanıyor. İngiltere, adına Brexit denen dümeni kırık bir sandala binmiş, oradan oraya savruluyor. Katalonya’sı İspanya’ya rest çekmiş; İran halkı isyan rüzgarlarında. Türkiye zor bir dönemden geçerken sınırındaki savaşa müdahil olmuş. Afrika’ya diyecek laf bile yok. Öyle ya da böyle dünya son birkaç yıldır fokur fokur kaynıyor.