Kategori: Kent

Yaşlı cevizin cenazesi

Kerem Görkem, mkgorkem@gmail.com

ceviz
Görsel: Elif Mercan

Ben burada doğdum. Bu kentte, bu semtte, bu sokakta, bu apartmanın bahçesinde doğdum.

Bu kente, bu semte, bu sokağa ve bu apartmanın bahçesine doğdum yani.

Annem, yaşlı cevizin gölgesine kurulmuş bankın birbirine yakın iki ayağının arasına uzanmış, büyüyen bedenini nasıl olmuşsa sığdırmış oraya. Kimseler yokmuş, babam bile. Bir başına doğurmuş, içinden çıkartıp dışarıdan korumuş beni.

Reklamlar

Siyah beyaz bir masal

Duygu Gençağ, duygugencag13@gmail.com

Photo28_28
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Saatin dokuz çeyrek olduğunu görünce alelacele kapıya koşardım. İnce tabanlı ayakkabılarımı giyerken ıslak saçlarımı gıdıklamasın diye geriye atardım. Kitaplığından çaldığım birkaç kitap çantamda ağırlık yapar, önüme doğru sallanırdı. O zaman askısından tutar çantayı sallardım, sanki silkeleyince ağırlık yapmayacakmış gibi. Her seferinde askılar kopardı. Asansörü beklemeden beş katı inerdim, incecik tabanlı ayakkabının mermerde çıkardığı o laubali sesle… Terastan bakar, bana seslenirdi. Ben ıslak saçlarım bir yana, her an kopacak çantam, o şaşkın halimle karanlıkta görebilecekmişim gibi bakardım ona. Nereye gülümsediğimi bilmeden gülümserdim. Kendimi Maşuklar Yokuşu’ndan atarken halime gülenler olurdu. Benim bu koşuşturmama alışkın olan esnaflar, en çok da mahallemizin asi çocukları -hani beraber kupon doldurduğu. “Yenge yine vapura yetişmeye çalışıyor,” diye kendi aralarında son vapurun neden ona çeyrek kala olduğunu konuşur, bunu ayıplarlardı tespihten atiklik kazanmış uzun parmaklarıyla.

Çağrışım

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Processed with VSCO with fr4 preset
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

Bir sabah uyandığında kendini böceğe dönüşmüş hâlde bulan Gregor Samsa’nın hikâyesini okuduğumda çok şaşırmış ve etkilenmiştim. Gregor Samsa normal bir insan formunda iken bir sabah kendini böcek formuna dönüşmüş hâlde buluyordu ve bu, vurucu bir dönüşümdü. Fakat hâlihazırda zaten ucube gibi bir şehir olan, hatta şehir müsveddesi denilebilecek kadar plansız yapılaşma ve betonlaşma mağduru İstanbul; bir sabah uyansa daha çirkin ve garip neye dönüşebilirdi ki? Aklıma Mel Gibson’ın oynadığı Mad Max serisindeki etrafı tahtalarla çevrili o küçük yerleşim yerleri geliyor bir tek.

Kentsel dönüşüm lügatini irdelediğimde karşıma çıkan kavramlar ve kelimeler de ayrıca enteresan.

Burada birkaçını ele almam gerekirse;

Vicdan rahat değilse ne ekolojik olarak sürdürülebilir, ne ekonomik olarak

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

narkoy1

Arkadaşlarımızın tavsiyesiyle haftasonunu geçirmek üzere gittiğimiz, Kocaeli’nin Kandıra ilçesinin Kıncıllı Köyü’ndeki Narköy, İstanbul’un çevresinde sık sık görmeye başladığımız butik otellerden farklı bir yer. 14 odalı otel ve restoran, 120 dönümlük organik tarım çiftliğinin sadece küçük bir bölümünü işgal ediyor. Çiftlikte turlar ve doğa gezilerinin yanında “doğada olmak, permakültür, ekmek/reçel yapımı, kompost atölyesi, kendi bahçeni yap” gibi eğitimler de düzenleniyor. Narköy’de geçirdiğimiz haftasonunda çiftliğin kurucusu Nardane Kuşçu’yla tanışma imkanı bulduk ve kendisine Narköy, sürdürülebilirlik, konvansiyonel ve organik tarım hakkında sorular sorduk.

Kapitalizm ve mekanın konotatif anlamı: mekan, beden ve yabancılaşma

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

Beril_gorsel
Görsel: Beril Açıkgöz

Mekan, üzerine çok şey yazılıp çizilen bir kavram. Peki nedir bu mekan? Bundan on beş-yirmi yıl önce bu soruyu sormuş olsaydık alacağımız yanıt uzay, kozmik mesafeler veya matematik biliminin tanımladığı gibi Kartezyen mekan, Öklitçi mekan, sonlu mekanlar veya fizik biliminin ilgi alanı olarak belli soyutlamalara dair bir tanım olurdu. Dil bir gösteren olarak, mekanın belirli bir kullanımına dair, bir pratiğe karşılık gelecek kodlar üretir. Aslında bu sayede mekan zihnimizde daha somut bir şeyler çağrıştırabilir: Örneğin tiyatro, oturma odası, semt pazarı vb. Mekan kelimesinin anlamına bakacak olursak, TDK’nın tanımına göre mekan: (1) (isim) yer, bulunulan yer; (2) ev, yurt; (3) (gök bilimi) uzay. Nişanyan sözlükte ise mekan kelimesinin etimolojik olarak Arapça kevn kökünden geldiği yazmaktadır: Arapça kwn kökünden gelen makān مكان “varoluş, var olunan yer, konum” sözcüğünden alıntıdır. Sözcük Arapça kāna كون “var idi” fiilinin mafal veznine karşılık gelir; Arapçada “varolma” anlamını üstlenmiş olan kwn kökü, diğer Sami dillerinde “(bir yerde) durmak” ve “(ayakta) durmak” anlamlarını taşımaktadır.

Göç yolları

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Son zamanlarda İstanbul’dan göç edip hayatına daha küçük şehirlerde devam etme kararı alan insanlarda hızlı bir artış olduğunu, bu durumla daha sık karşılaşmaya başladığınızı fark etmişsinizdir. Ben de yakın zamanda bu kervana katıldım ve İstanbul’u bırakıp Muğla-Fethiye’deki Kayaköy isimli sakin tatil beldesine yerleşmeye karar verdim.

Bu kararı almak kolay olmadı tabi ki. Bu süreçte karşıma çıkan muhtelif soru işaretleri ve belirsizlikler ve bu soru işaretleri ile belirsizliklerin yarattığı bilumum endişe ve korku mevcuttu. Fakat bir şekilde korku ve endişelerime rağmen bu kararı alabildim. Kayaköy’e yerleşir yerleşmez de benim geçtiğim yollardan benden önce geçmiş bir sürü insan olduğunu gözlemledim. Sonrasında ise sürecin onlar adına nasıl işlediğini, ne gibi endişe ve korkularla karşılaşarak benim aldığım kararı alabildiklerini ve halen mücadele ettikleri endişe ve korkuları olup olmadığını öğrenmek için onlarla görüştüm.