Kategori: Kadın

Kadınlar, billboardlar ve gri zonlar üzerine…

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

seda illustrasyon
Çizim: Seda Sarhan

Bu yıl en iyi kadın oyuncu Oscar’ını Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, 2017) filmindeki rolüyle Frances McDormand, Cannes Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü de Fatih Akın’ın Aus dem Nichts (In The Fade / Paramparça, 2017) filminin başrol oyuncusu Diane Kruger aldı. İki film de farklı festivallerde ve farklı kategorilerde pek çok ödül sahibi olmasına rağmen, ayrı ayrı iki güçlü kadın karakterin adalet arayışını anlatan filmlerin başrol oyuncularının başarılı performanslarının karşılık bulmuş olması beni ayrıca sevindirdi.

Reklamlar

Vinç kültürü

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Photo19_27
Fotoğraf: Mithat Erdoğan

O hüzünlü, iyi ve yalnız bir genç kız.
Yirmi beş yaşında, gece korkusu ve biraz da melankoli taşıyor.”
Julio Cortazar – Cadı öyküsünden

“Çeşmeli Vinç” yazısının hemen üstünde yanıp sönen beş adet parlak beyaz lambası, taksi sarısı rengi ve daracık bir barda konser veren, tamamı üniversiteli gençlerden oluşan bir rock grubu kadar gürültülü motoru ile Mercedes model bir kamyon yaklaşık on, on beş metre kadar önümde durmuştu. Otostop çekenlerin hemen hemen tamamı gibi sağ elimin baş parmağı yukarı bakacak şekilde yolun kenarında dikilmekteydim. Baş parmağım ve sağ elim kamyonun dururken çıkardığı toz dumanın içinde gözden yitmişti.

Hukuksuzluk, suç korkusu ve güç açlığı

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Önceki sayfalarda gördüğünüz anketin sorularını hazırlarken, bir kaygı kaynağı olarak seçeneklerden birine “hukuksuzluk” yazdım ama tam olarak ne demek istediğimi de açıklama gereği hissettim. Hukuksuzluk ne demektir? Haksızlık nasıl tecelli eder? Parantez içinde, bence çok açıklayıcı olan şu tanımı yazdım: Hukuksuzluk haksız yere suçlanmak ve suçluların cezasız kalmasıydı. Bu yazıda, suçluların cezasız kaldığını (ya da korunmadığı için göz göre göre öldürülen kadınları, çocukları) gördüğümüzde neler hissettiğimizi ve güvensizlik duygusuyla baş etmek için başvurduğumuz yolları anlatmaya çalışacağım.

Mayhoş mu, nahoş mu?

Pınar Yeşil Şenses, pinar.yesil@yahoo.com

Pinar print2
Çizim: Pınar Dönmez

Her kelimeyi tamlayan, kim bilir belki de tamamlayan; sosyetiğine ‘fobi’ gelen, çekenine avuç içi, ayak tabanı dâhil bilumum yer terlettiren, kalbini yerlerde küt küt sektiren, tansiyonunu eller üstünde gezdiren, adrenaline âşık, kortizole deli, ben diyeyim mayhoş, siz deyin kekremsi bir duygu korku… Kazanmakla kaybetmekte, beğenilmekle beğenilmemekte, yeni okulda, yeni hayatta, yeni işte, ilişkide ön sıradan yer ayırmış kendine. İhsan Raif Hanım’ın bundan neredeyse 120 sene önce döktüğü gibi dizelere, kimisinin mücrim gibi titremesi için mesela, yetermiş bakması istikbaline. Hep böyle büyük büyük, afili hedefleri yok elbet bu korkunun. Gece yolda yürürken duyduğunuz çıtırtıya, pireleriniz uçuşurken uyandıran gıcırtıya, düdüklünün fıslamasına, yılanın tıslamasına, hepsine talip, hepsine fit.

Anne olunca korkarsın

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Facebook’ta Araştıran Anneler grubu üyesi annelere, günlük hayattaki korku ve kaygılarının annelikle birlikte nasıl değiştiğini ve yeni kaygılarıyla baş etmek için ne yaptıklarını sorduk. İşte aldığımız yanıtlar:

Arzu Boynukısa Soyalp
Ben eskiden kendime bir şey olmasından korkmazdım, yani hasta olsam, kaza yapsam hatta ölsem bile çok sorun değildi benim için. Ama şimdi canım çok kıymetli, bana bir şey olursa kızım ne olur diye bir kaygım oluştu anne olduktan sonra.

Yapılmayacaklar listesi

Elçin Cömert, elcincomert@gmail.com

Geçirdiğim en güzel tatillerden birinden dönerken bitti diye üzüldüğümü hatırlıyorum. Sonra düşünmüştüm, o anları yaşadığım için mutlu olmak yerine neden bitti diye üzülmeyi tercih ediyordum? Bu hayatta her şeyin bir sonu olduğunu bile bile bunu kabullenmek yerine neden isyan etmeyi seçiyordum? Aslında cevap basitti. “Korkularımız…” Gelecek korkusu, kaybetme korkusu, başarısızlık korkusu… Kişiden kişiye değişen türlerine rağmen yarattığı etki aynıydı. Anı kaçırmak ve korktuğumuzun başımıza gelmesi.. Çünkü korku yüzünden hayatımıza yaydığımız negatif düşünceler ve gitgide düşen enerjimiz bizi başarmak istediğimiz her şeyden alıkoyar. Hayallerimizi gerçekleştirmek için gerekli olan gücü kendimizde bulamayız. Ve nihayet korkulan gerçek olur.

Geç kalmış yazılar-1: Kundera, kadınlık ve detaylar üzerine

Ayşenur Kılıç, aysenurkilic.pols@gmail.com

moroccan woman
Fotoğraf: Ayşenur Kılıç

Kızılay’da genç bir kadınla çarpışmama ramak kala, refleks olarak özür dilediğimde –ve karşılığında aslında önüne bakmadan yürümekte olan kadının oralı olmadığını fark ettiğimde- Kundera’nın Alain’i hatırladım. Kendimin de Alain gibi bir ‘apologizer’ (özürcü) olduğunu o an fark ettim. Milan Kundera’nın Kayıtsızlık Şenliği adıyla dilimize çevrilen romanında Alain de bir kadınla çarpışmış, özür dilemiş ve karşılığında ‘gerzek!’ cevabını duyunca uzun bir sorgulamaya girişmişti. Sorgulamalarımız zaman zaman benzese de, Alain ile ayrı noktalara gitmiştik: O, istenmeyen çocuk olması durumunu düşünedururken, ben Türkiye’de yaşadığım kadınlığımı membrandan geçirmeye başlamıştım –ki bu ikisinde belki o kadar da ayrı noktalar değildir istenmezlik hissi?