Kategori: Toplum

Lübnan’dan notlar

Aslı Altınışık, aca04@mail.aub.edu

syrie-et-liban-1935-PO-9-8

Suriye’deki iç savaştan doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen Lübnan, Kasım ayında başbakanının istifa etmesi ve yaklaşık üç hafta sonra görevine geri dönmesiyle çalkantılı bir dönem geçirdi. 2017’nin son birkaç ayındaki siyasi durumu, ülkenin Suriye ile olan geçmişi çerçevesinde ve gölgede kalan birkaç noktaya dikkat çekerek değerlendirmeye çalışacağım.

Reklamlar

Nükleer tehditle yaşamak

Özge Taylan, taylan.ozge@gmail.com

kore1 cmyk

DMZ- 3 Kasım 2017
Kalabalık bir grup arkadaşımla, DMZ gezisine katıldık. O kadar fırtına ve yağmur vardı ki, güç bela gözlem yerine çıkabilen birkaç kişiden biriydim. İçeri girdikten sonra kurulanırken, Koreli yaşlı bir teyze benimle sohbet etmeye başladı. Klasik “nereden geldin”, “gezgin misin”, “hangi okulda okuyorsun”, “mesleğin ne” gibi soruları ile ilerleyen muhabbetimiz sonrasında bu anahtarlığı bir kesenin içinde, barışı ne kadar çok istediklerini belirterek verdi: Gun of Heart/Kalbin Silahı.

Sınıra takılmış bir gezi yazısı

Beril Açıkgöz, berilacikgoz@gmail.com

Beril Acikgoz cmyk
Görsel: Beril Açıkgöz

Burası Romanya-Macaristan sınır karakolu. Arad’ın bir şehrindeyiz ama tam olarak neresi bilmiyorum. Saat gece üçü biraz geçiyor. Vizemizin Romanya’ya girmek için uygun olmadığı gerekçesiyle apar topar trenden indirildik. Arkadaşım çok gergin, yüzü beyazlamış, eli ayağına dolaşmış durumda. Bense kaç gündür uykumu alamamanın verdiği bezginlikle yataklı vagonun cânım ranzasından güç bela kalkabildim.

Göç yolları

Mithat Erdoğan, mithaterdogan3984@gmail.com

Son zamanlarda İstanbul’dan göç edip hayatına daha küçük şehirlerde devam etme kararı alan insanlarda hızlı bir artış olduğunu, bu durumla daha sık karşılaşmaya başladığınızı fark etmişsinizdir. Ben de yakın zamanda bu kervana katıldım ve İstanbul’u bırakıp Muğla-Fethiye’deki Kayaköy isimli sakin tatil beldesine yerleşmeye karar verdim.

Bu kararı almak kolay olmadı tabi ki. Bu süreçte karşıma çıkan muhtelif soru işaretleri ve belirsizlikler ve bu soru işaretleri ile belirsizliklerin yarattığı bilumum endişe ve korku mevcuttu. Fakat bir şekilde korku ve endişelerime rağmen bu kararı alabildim. Kayaköy’e yerleşir yerleşmez de benim geçtiğim yollardan benden önce geçmiş bir sürü insan olduğunu gözlemledim. Sonrasında ise sürecin onlar adına nasıl işlediğini, ne gibi endişe ve korkularla karşılaşarak benim aldığım kararı alabildiklerini ve halen mücadele ettikleri endişe ve korkuları olup olmadığını öğrenmek için onlarla görüştüm.

Eşitsizliğin evrensel dili: Kaygılar

Nihan Akyelken, n.akyelken@gmail.com

nihan cmyk2
Çizim: Pınar Dönmez

Ekonomik büyüme için kullanılan ölçütler ve büyümenin nasıl yorumlanması gerektiği hakkındaki tartışmalar 2008 sonrası dönemde daha da hareketlendi. Hatta nasıl büyüyoruz, kimler bu büyümeden faydalanıyor, kalkınma politikaları ne kadar kapsayıcı gibi ülkeler ve bölgeler ölçeklerindeki sorular, kişisel sorgulara evrildi. Ne tüketiyoruz, ne istiyoruz, neye ihtiyacımız var, neye sahibiz, neye sahip olmak istiyoruz ve neden? Modern dünyanın bu müthiş önem taşıyan tartışmaları her zamankinden daha değerli; zira günlük hayatın kaygılarını doğrudan var eden eşitsizlik eğilimleri gittikçe daha belirginleşti.

“Korku bilgidir, onu yoksaymayın”

Aylin Yardımcı, aylinyrd@gmail.com

aylin yazi gorseli
Üst kapağında “korku bilgidir, onu yoksaymayın” yazan bir kuru üzüm kutusu fotoğrafı.

 

Birini beklerken vakit öldürmek için kitapçılarda boş boş gezinirken ilk olarak “inceleme” başlıklı raflara yöneliyorum. Bu raflarda onlarca, hatta yüzlerce yıldır ulusal/küresel kamuoyundan özenle saklanmış çeşitli hakikatlere açılan aydınlık bir geçit, KDV dahil aşağı yukarı 14,99 TL karşılığında aralanabilen bir sır perdesi oluyor. Güncel siyasete yön veren Tapınak Şövalyeleri’nin sıralı tam listesini, aramızda kamufle halde yaşayan uzaylıların kaç tanesinin Müslüman olduğunu veya Atatürk’ün hiç bilinmeyen sürpriz kimliğini bu rafların açtığı ayrıcalıklı portal sayesinde öğrenebiliyor, hakikate uzanan meşakkatli yolda gafil dostlarınıza tur bindirmenin haklı gururunu yaşayabiliyorsunuz. Bu rafların olmazsa olmazlarından, -biraz da abartarak parodisini yaptığım- komplo teorisi içerikli bu kitapları ben de hayli komik buluyor ve vakit geçsin, eğleneyim falan diye inceliyorum, evet; ama bu yazıyı da aslında bu kitapları yermek, onlarla dalga geçmek için yazmıyorum. Aksine, kulağa ne kadar akıldışı gelirlerse gelsinler, çoğu zaman korku ve güvensizlik hislerinin ürünü olarak hayatımıza katılan komplo teorilerine neden gülüp geçilmemesi gerektiğini özetlemeye çalışmak istiyorum.

Güvenliğin bedeli

Melis Oğuz, meloguz@gmail.com

 

GuvenliginBedeli cmyk
Çizim: Elif Mercan

 

Yan Yol takipçileri ve de/da fanzin okurları bileceklerdir, toplu taşıma ve güvenlik üzerine araştırmalarımı son zamanlarda daha da yoğunlaştırdım. Irmak da geçenlerde benimle the Guardian’da yayımlanan “Paying to Stay Safe: Why Women Don’t Walk As Much As Men” başlıklı makaleyi paylaştı. Bu makalede Talia Shadwell, Stanford Üniversitesi’nde hareketlilik eşitsizliği üzerine yapılan araştırma dizisinin bulgularını derlemiş. Tim Althoff, Rok Sosic ve Jennifer Hicks’in öncülüğünde araştırmalarını yürüten ekibin bulgularına göre, kadınların erkeklere göre daha az adım attığını ortaya koymuş. İlk akla gelen muhtemel sebeplerin (tembellik, fiziksel farklılık vs.) aksine bu durumun kişisel güvenlik ve güvenlik kaygılarından ortaya çıktığını belirtiyorlar.