Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

Suriye ile ilgili haber 2236 SURIYE.inddve yorumları düzenli olarak takip ediyor değilim. Haberlerde ve tartışma programlarında duyduğum kadarıyla aklımda olaylar ve isimler kalmıştı: Esad/Esed, Amerika’nın terör örgütü ilan ettiği Nusra, Özgür Suriye Ordusu, Kobani, Rojava, PYD, YPG, Ezidiler, kimyasal silahlar, sınırda durdurulan MİT tırları, güneydoğuda savaşçıların tedavi edildiği klinikler, tampon bölge, eğit-donat programı, Reyhanlı saldırısı, Suriye’den gelip perişan durumda yaşayan, trafik ışıklarında dilenen mülteciler, rehinelerin kafasını kesen IŞİD/DEAŞ, yıkılan Palmira antik kenti, 6-7 Ekim olayları, Süleyman Şah türbesi, Suruç saldırısı, Yunanistan’a geçmeye çalışırken boğulup cesedi karaya vuran mülteciler, Aylan Kurdi’nin o içler acısı fotoğrafı, Merkel’in ziyareti, Ankara saldırısı, Rusya’nın müdahalesi, Türkmenlerin durumu… Bütün bunlar sanki büyük bir yapbozun rastgele parçaları gibiydiler, ama resmin bütünüyle ilgili bir izlenim oluşmuştu kafamda: Türkiye hükümeti, muhalifleri destekleyerek iç savaşın büyümesine yol açan aktörlerden biri haline geldi. Hem mültecilerin durumu, hem IŞİD tehdidi, hem de Suriye’deki gruplar arasındaki çatışmaların, bu grupların Türkiye’deki “akrabaları” arasında gerilime yol açması nedeniyle, Suriye’deki savaş Türkiye vatandaşları için de çok ciddi bir maliyet ve tehlike yarattı. Bütün bunlar hükümete desteği azaltmadı ve hükümete desteği azaltmayan şeyler olmamış kabul ediliyor, ama bunlar oldu.

Canan Gündüz, canangunduzz@gmail.com

Amy-2015-movie-poster

Sanat üreten kesim; (gerçekten de sanat ürettikleri sürece) ilham alabilmek için, kendilerini iyi ifade edebilmek için, çoğu gece olan performanslarını sergileyip gündüzleri dinlenip yenilenmek için, günler süren ve o ışıklar altında saatlerin birbirine geçtiği dizi/film setlerinde rollerine konsantre olabilmek adına aralarda biraz “kafayı dağıtabilmek” için ve tek yönlü biletlerle bilinmezliklere seyahat edip “writer’s block”u aşabilmek için sıra dışı yaşamlar sürdürmekte ve bu döngü de toplum tarafından yadırganmamaktadır. Bir memur gibi sabah 08:00-akşam 17:00 saatlerinde çalışan, öğle arasında yemek, çocuk, yeni açılan marketin ucuzluklarını konuşan sanatçı hiç görmedim, duymadım ben. Diğer yandan, sanatçıların ayrıcalıklı yaşamlarına ve ortamlarına bir ucundan dahil olup, aslında sanat üretmeyen ve “cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden” olup magazinlerde boy göstermesine rağmen, olayının ne olduğunu anlayamadığımız türlü simalar (ve de vücutlar) da yok değil. Sanatın ve sanatçının fıtratında olan kaotik yaşam; sanatçının sanatını besleyerek onu devleştirmenin yanı sıra, sanatçının içindeki kargaşayı güçlendirerek onu bir katastrofiye sürükleme gibi güçlere de sahipti. Amy Winehouse da hem sanatıyla gelen, hem de halihazırda olan kaotik yaşamın getirdiği şöhret ile devleşirken, bir yandan sürüklendiği katastrofi ile un ufak parçalara ayrılarak hayattan nasibini alacaktı.

İlker Akman, ilkerakman@hotmail.com

Adele’in ‘Million years ago’ şarkısının Ahmet Kaya’nın ‘Acılara Tutunmak’ şarkısından alıntı olup olmadığı sadece Türkiye’de değil tüm dünyada konuşuldu. Sonrasında ise İlhan İrem – Yazık Oldu Yarınlara, Majida El-Roumi – Kalimat, Los Iracundos – Puerto Montt (Ajda – Sensiz Yıllarda) vb. şarkıları da bu konu içine çekildi. Peki, bu şarkıların birbirlerine bu kadar benzemesinin sebebi ne olabilirdi?