Kategori: Toplum

“İsveç’te yaşıyormuş gibi”

Ali Açıkgöz, aliacikgz@gmail.com

Arada sırada okuduğum köşe yazılarında karşıma çıkan bu deyimi de/da’nın 8. sayısında Irmak Akman’ın yazısında da gördüm. Yazının tartıştığı şey Türkiye’nin hali dumanlığına tezat, başka havalarda yaşama haliydi. Yazıda beni özellikle meraka sevk eden şey ise başlıktaki deyimin kullanılmış olması ve bununla bağlantılı olarak Irmak’ın 2013’te yazdığı bir yazıdan yaptığı şu alıntıydı:

Mesela ezkaza İsveç’te doğmuş olsak şu anda yaptığımız suya sabuna dokunmayan işleri daha bir gönül rahatlığıyla yapabilir, suya sabuna dokunmayan hayatımızı daha bir gönül rahatlığıyla yaşayabilirdik.

Reklamlar

Çözülen ana akım muhalefet ve yükselen Barış Bloğu

Veysel Sönmez, veyselsonmez@sabanciuniv.edu

Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasa değişikliği paketinin 16 Nisan’da oylanacağı referandum, meclisten geçtiği andan itibaren gündemde hakimiyetini kurdu. İki ayı aşkın süredir hemen hemen herkes “Evet” ve “Hayır” tercihlerini, değişiklik paketinin içeriğini ve kimin ne tür bir tercih yapacağını tartışıyor; neredeyse haftalık olarak yayınlanan anketleri takip ediyor. Son birkaç yıldır iyiden iyiye otoriterleşen iktidarın da etkisiyle kırılmalar yaşayan toplumun farklı alanlarda ve farklı biçimlerde referanduma dair görüşlerini yansıttığı görülüyor: futbol maçlarının tezahüratlarından sosyal medya fenomenlerinin videolarına, halk konserlerinde söylenen şarkılardan işçilerin tercihleri temalı fotoğraflarına kadar çoğu zaman yaklaşan referanduma gönderme yapıldığını görüyoruz.

7 Haziran’dan 16 Nisan’a

Volkan Çolak, volkancolak91@gmail.com

web

Tarih 19 Mayıs 2015. 7 Haziran seçimlerine sayılı günler kala HDP’nin Adana ve Mersin seçim bürolarına eş zamanlı saldırı olmuş, ben de geçmiş olsun demek için yaşadığım ilçedeki seçim bürosunu ziyaret etmiştim. Bürodan ayrılırken cama yapıştırılmış olan Selahattin Demirtaş’ın resmi dikkatimi çekti. Beni uğurlayan ilçe başkanı Duygu Tuna’dan fotoğrafımı çekmesini rica ettim ve ortaya böyle bir resim çıktı. Fotoğrafta yanaklarından makas aldığım HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş şu an Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde tutuklu ve “terör örgütü yöneticiliği yapmak” suçlamasıyla 142 yıl ile yargılanmakta. Fotoğrafı çeken Duygu Hanım ise artık aramızda değil. 20 Temmuz 2015 günü gerçekleşen Suruç saldırısında yaşamını yitirdi.

Türkiye’de yaşamıyormuş gibi

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

20170327183305_001
Çizim: Pınar Dönmez

Alain de Botton’un kurucusu olduğu Hayat Okulu’nun (School of Life’ı niye Hayat Okulu diye çevirmediler bilmiyorum, herhalde hitap ettikleri kesimin “Hayat Okulu”na gitmeyeceğini düşündüler) hazırladığı dört buçuk dakikalık bir video var. Videonun başlığı, “Are you romantic or classical?” Türkçe’ye “romantik misiniz, realist mi?” diye çevrilebilir. Romantiklerin ve realistlerin düşünce tarzını anlatan videoda özellikle haklı bulduğum şöyle bir tarif var: “Romantikler dünyayı daha iyi yönde değiştirmeye çalışırlar, realistler ise risklerin gerçekleşmesini engellemeye.”

2013 yılında yazdığım bir yazıda tam da bundan bahsetmişim: “İnsanın doğru bildiklerine daha yakın bir düzen kurmak için çalışmak gibi bir sorumluluğu var mıdır? Yoksa tüm bu karmaşanın içinde bir kazık, bir bela bana isabet etmesin diye mücadele etmek yeterli midir? Mesela ezkaza İsveç’te doğmuş olsak şu anda yaptığımız suya sabuna dokunmayan işleri daha bir gönül rahatlığıyla yapabilir, suya sabuna dokunmayan hayatımızı daha bir gönül rahatlığıyla yaşayabilirdik.”

Evdeki yabancı, yabancı ev

Irmak Akman, irmak@de-da-dergi.com

image1
Çizim: Nevin Öztürk – Instagram: @paperboatart

Birkaç yıl önce gazetelerde ünlü bir iş adamının, beş yaşındaki kızına bakan Özbek bakıcıyı darp ettiğiyle ilgili haberler çıkmıştı. Bakıcının kendi ifadesine göre işverenleri gelmeleri gereken saatten daha geç geleceklerini haber vermiş, o da bir arkadaşıyla buluşup ona borcunu ödemek zorunda olduğu için çocuğu alıp Fikirtepe’ye götürmüş. Bu sırada aileye haber vermemiş, aile de çocuklarının kaçırıldığını düşünüp paniğe kapılmış. Bakıcı çocukla beraber eve döndüğünde de baba bakıcıyı (demir çubukla) darp etmiş. Haberde kadıncağızın sargılar içinde bir de fotoğrafı vardı.

Bilim ve algısı, inanç ve animizmi: yeryüzü davetine notlar

Özen B. Demir, bltndmr@gmail.com

20170118113123801_0001
Çizim: Pınar Dönmez

“[…] [D]ünya muammasının gerçek, kesin çözümü insan zihninin bütünüyle idrak ve tasavvur edemeyeceği bir şey olmalıdır; dolayısıyla daha yüksek türden bir varlık çıkıp onun bize verdiği bütün sıkıntıyı alsaydı, yapacağı açıklamaların hiçbirini kesinlikle anlayamazdık. Bu itibarla şeylerin nihai yani ilk sebeplerini, dolayısıyla ilk varlığı, mutlakı veya başka her ne şekilde adlandırmayı tercih ediyorlarsa onu ve onunla birlikte dünyanın neticesinde doğduğu, veya sudur ettiği, veya düştüğü, veya vücuda geldiği, varlığa bırakıldığı, tard edildiği ve açığa çıkarıldığı süreç, sebep, saikler yahut her ne ise bildiklerini iddia edenler, eğer şarlatan değillerse maskaralık edenler, boş palavracılardır.” (Schopenhauer, 2014: 140).

Üç tarz-ı uçuş: İkarus, Daedalus ve Giritli üzerine

Ali Açıkgöz, aliacikgz@gmail.com

uctarziucus
Çizim: Elif Mercan

İkarus’un öyküsü malumunuz bir dramdır: Girit’ten kaçmaya çalışan İkarus, babası Daedalus ile beraber kumsalda pineklemektedir. Girit’in iri öküzleri kadar meşhur labirentini inşa eden Daedalus kumsalda martı tüyleri (ve tahminen ölüleri) görmüştür. Elinde biraz da balmumu vardır. Daedalus bir antik dünya dahisi olup mühendislik fakültesine gitmediği için parlak fikirlerini kendine saklamaz. Balmumuna şekil verip martı tüylerini balmumuna dizerek takılabilir kanat yapar. Yaptığı kanatların kullanımını oğlu İkarus’a anlatır: Kanatları takan ne çok alçaktan ne de çok yüksekten uçmalıdır. Çok alçaktan uçarsa denizin nemi kanatları ıslatacak ve artık uçamayacaktır. Eğer çok yüksekten uçarsa güneş ışığı kanatları çok fazla ısıtacak ve balmumu eriyecektir.